1860 yılında Rusya’ da doğdu. Rus oyun yazarı ve hikayecisidir. 19. yüzyıl Rus eleştiri gerçekçi tiyatrosunun en önde gelen temsilcileri arasında yer alır. Büyükbabası serf olan Çehov, çocukken babasının dükkanında çalıştı. 1871′de dükkan batınca ailesi evlerini satıp Moskova’ya gitti. 1879′da kendisi de Moskova’ya giderek, üniversitede tıp öğrenimi gördü. Erkek kardeşinin de desteğiyle para kazanmak için gülmece dergilerine kısa yazılar göndermeye başladı. Moskova ve Petersburg gülmece dergilerinde yüzlerce fıkra, öykü, öyküsel yazı, nükte, dramatik taslaklar yayımladı. 1883-86 yıllarında Oskolsi (Alıntılar) dergisinde 300′den çok yazısı çıktı. 1886′dan sonra yazıları, dostluk kurduğu yayımcı Suvorin tarafından Novoye Vremya (Yeni çağ) dergisinde yayımlandı. Oyun yazmaya yöneldi, başarısızlığa uğraması üzerine yine hikaye yazmaya devam etti.
Tolstoycu dünya görüşünü benimsedi. Çar tarafından mahkum edilen kişilerin yaşam koşullarını yerinde incelemek için bir Uzakdoğu adası olan Sahalin’e geziye çıktı. 1891′de Suvorin’le birlikte Batı Avrupa’ya gitti. 1892′de ailesiyle birlikte Moskova yakınlarındaki Melikhovo köyüne yerleşerek, kendini yazmaya verdi. ”Martı” adlı oyunu, konuşma ve ruhsal havanın eylem ve olaylara ağır basması nedeniyle 1896′da St. Petersburg Aleksandrinskiy Tiyatrosu’ndan geri dönünce, yine hikayeye yöneldi. Bu dönemde köylülere yardım için düzenlenen eylemlere katıldı. 1897′de Fransa’ya giderek Dreyfus davasında Zola’yı destekledi. Liberal halkçılık, Tolstoyculuk ve ”dekadans”la hesaplaşma bağlamında maddeci ve demokratik temele dayalı bir dünya görüşüne bağlandı.1899′da sağlık nedenleriyle (akciğer veremi) Yalta’ya taşındı. O sırada Kırım’da yaşamakta olan L. Tolstoy ve M. Gorki ile yakın dostluk kurdu.
Dostları, Nemiroviç-Dançenko ile K. Stanislavki’nin Moskava Sanat Tiyatrosu’nu kurmaları üzerine oyunlarını onlara verdi. 1895-1904 yılları arasındaki çalışmalarıyla Rus tiyatrosunun yenileyicisi oldu, oyunları özellikle de ”Martı” büyük başarı kazandı. 1902′de, Çar II. Nikola’nın Gorki’nin Rus Bilimler Akademisi’ne üye olmasını onaylamaması üzerine, 1900 yılında onursal üye seçildiği Akademi’den ayrıldı. 1903-1904 yıllarını sağlık nedenleriyle Güney Almanya’daki bir sağlık yurdunda geçirmek zorunda kaldı. 1904 Badenweiler, Almanya’ da öldü.
“Sanırım Anton Çehov’la karşılaşan herkes, içinde ister istemez daha yalın, daha doğru, daha kendisi olma isteği duyardı… Çehov hayatı boyunca hep kendi ruhsal bütünlüğü içinde yaşadı; her zaman kendisi olmayı, iç özgürlünü korumayı başardı. Başkalarının özellikle de daha kaba insanların Anton Çehov’dan beklediklerine hiç aldırmadı… Bu güzel yalınlığın içinde, kendisi de yalın, gerçek ve içten olan her şeyi sevdi ve kendine özgü bir güçle başkalarına da yalın olmayı öğretti.”
Maksim GORKİ
“Çehov bir sanatçı olarak ,önceki Rus yazarlarıyla, Turgenyev, Dostoyevski veya benimle, mukayese bile edilemez. Çehov’un kendi biçimi var empresyonistler gibi. Bakarsanız adam hiçbir seçim yapmadan, eline hangi boya geçerse onu gelişi güzel sürüyor. Bu boyalar arasında hiçbir münasebet yokmuş gibi görünür. Ama bir de geri çekilip baktınız mı şaşırırsınız. Karşınızda parlak büyüleyici bir tablo vardır.” (Tolstoy)
Eserleri
| Asma Katlı Ev Anton Çehov |
Sanırım Anton Çehov’la karşılayan herkes, içinde ister istemez daha yalın,
daha doğru, daha kendisi olma isteği duyardı Çehov hayatı boyunca hep kendi
ruhsal bütünlüğü içinde yaşadı; her zaman kendisi olmayı, iç özgürlüğünü
korumayı başardı. Başkalarının özellikle de daha kaba insanların Anton Çehov’dan
beklediklerine hiç aldırmadı. Bu güzel yalınlığın içinde, kendisi de yalın,
gerçek ve içten olan her şeyi sevdi ve kendine özgü bir güçle başkaların ada
yalın olmayı öğretti. Çehov bir sanatçı olarak, önceki Rus yazarlarıyla,
Turgenyev, Dostoyevski veya benimle, mukayese bile edilemez. Çehov’un kendi
biçimi var empresyonistler gibi. Bakarsanız adam hiçbir seçim yapmadan, eline
hangi boya geçerse onu gelişi güzel sürüyor.
| Ateşler çukurda Anton Çehov |
Yaşamın düzyazısı tüketildiyse, hiç değilse şiirine saygılı olmak gerek (Anton
Çehov)
| Belalı Misafir Anton Çehov |
Rus edebiyatının en gizemli yazarlarından biri olarak kabul edilen ve
çağdaş öykücülüğün büyük ustalarından olan Çehov’un sırrı sanırım şu cümlede
yatmakta: “Her şey basit olmalıdır. Tümüyle basit. Teatral olmamaktır esas
olan”. Bütün oyun ve öykülerinde bu cümlenin etkisi görülür. Öyküleri
fazlalıklardan arındırmanın ilk ve en büyük ustası da Çehov’dur.
Çehov’un yaşamı da öyküleri gibi gösterişten uzak. Oldukça yoksulluk çekmiş;
köy köy, kasaba kasaba dolaşıp hastalarına neredeyse karşılık almadan
bakmıştır. Çok iyiliksever olduğu söylenen Çehov, bir mektubunda şöyle der:
“Herkese iyilik etmek isteği, insanın içinde ruhsal bir ihtiyaç olmalıdır,
kişisel bir mutluluk kaynağı olmalıdır”.
Çocukluğu oldukça sıkıntılı ve hüzünlü geçen Çehov’un hikayelerinde çocuklar
oldukça geniş yer tutar. Onun hikayelerinde mutlu, çoşkulu çocuklar bulmak
zordur. Bazı okurları tarafından karamsar olduğu söylenen Çehov,
“Kahramanlarımın iç karartıcı olduğundan yakınıyorsunuz. Ne yazık! Benim
suçum değil bu. Benim isteğim dışında oluyor; hem sonra, yazarken iç
karartıcı bir biçimde yazıyormuşum gibi gelmiyor bana.” diye cevap
vermiştir. Çehov’un öykülerinde anlatım bu bakımdan doğal ve akıcıdır.
Bir doğa tutkunu olan Çehov’un öykülerinde müthiş bir yalınlık vardır. Bu
yalınlık seçtiği sözcüklerde, kurduğu cümlelerde, çizdiği tiplerde,
oluşturduğu kurguda açıkça görülür. Öykülerinde öğüt verme gibi bir eğilim
bulunmaz. Alçakgönüllü bir anlatımla geliştirir öyküsünü ve okuruna aktarmak
istediğini, oluşturduğu atmosferde bütün boyutlarıyla ona hissettirir. Bu
yüzden Çehov, bir anlatıcı değil, bir hissettirici öykücüdür.
Anlattığı kişiler kim olursa olsun Çehov onlara her zaman sevgiyle yaklaşır.
Bu kişiler genellikle sıradan insanlardır. Bu insanların çoğu başarısız,
sıradan kişilerdir. Rus toplumunun çöküş döneminin soyluları da vardır
tipler arasında; ama bu tiplerin pek çoğu, hayatın bayağılaştırdığı,
umutsuz, içi kararmış, iç karartıcı kişilerdir. Öykülerinde ince bir mizah
kullanan Çehov’un dünyası taşradır.
| Bukalemun Hikayeler Anton Çehov |
“Söyleyin bakalım bu köpek kimin? Ben bir işi yarım bırakmam! Köpekleri
sokağa başıboş salmanın ne demek olduğunu göstereceğim!”
| Bütün Oyunlar Anton Çehov |
İlk kitapta, Çehov’un 1886 – 1889 arasında yazdığı, Tütünün Zararları, Ayı, Bir
Evlenme Teklifi adlı tek perdelik oyunlarla, İvanov ve Vanya Dayı adlı dört
perdelik oyunlarını bulacaksınız. Vanya Dayı’nın Türkiye’deki serüvenini, oyunun
hemen ardından Levent Yılmaz’ın titiz araştırmasıyla sunuyoruz.
İkinci kitapta, Çehov’un 1889 – 1896 arasında yazdığı, Anayol Kıyısında,
Yazlıkçı, Düğün ve Jübile adlı tek perdelik oyunlarla, Martı adlı dört perdelik
oyunu bulacaksınız. Martı’nın Türkiye’deki serüvenini, oyunun hemen ardından
Levent Yılmaz’ın titiz araştırmasıyla sunuyoruz. Üçüncü kitapta, Çehov’un
1901′de yazdığı Üç Kız Kardeş ve 1904′de yazdığı Vişne Bahçesi adlı oyunları
bulabilirsiniz.
| Büyük Oyunlar Anton Çehov |
İvanov, Orman Cini, Vanya Dayı, Martı, Üç Kızkardeş, Vişne Bahçesi Anton Çehov
(1860-1904): Kırkdört yıllık ömrüne karşın, hayatın yalınlığı ve karmaşası
içindeki insanlık durumlarını büyük bir duyarlılıkla işlediği oyun ve
öyküleriyle, dünya edebiyatına damgasını vuran en önemli 19. yüzyıl
yazarlarından biridir. Bu ciltteyse, İvanov ve Martı’dan Vişne Bahçesi’ne,
Çehov’un altı büyük oyunu, yazılış sırasıyla yer almakta ve bu büyük ustanın
oyun yazarlığının farklı evrelerine ışık tutmaktadır.
| Bir Taşralının Öyküsü Anton Çehov |
Çektiklerimin hiçbiri boşa gitmedi. Başıma gelen belalar, çektiğim acılar
çevremdekilere pek dokunmuş olacak ki, artık beni ‘Hiç-yoktan-iyi’ diye
çağırmıyorlar, benimle alay etmiyorlar, çarşıdan geçerken üstüme su
serpmiyorlar. Üstelik bir işçiyim, benim gibi soylu bir kişinin elinde boya
kovası taşımasına, pencerelere cam takmasına herkes alıştı, kimse bunda bir
gariplik görmüyor.
| Besleme Anton Çehov |
‘Bir öyküye başlarken, diyelim, duvarda bir tüfeğin asılı olduğunu
söylediniz, o tüfek ya öykünün sonunda ya da daha önce kesinlikle ateş
almalıdır.’
Anton Çehov
‘Çehov, eline geçirdiği boyaları önündeki tuvale hiç düşünmeden, gelişigüzel
sürüyorsanız; o boyalar arasında hiçbir bağlantı yok gibidir; ama bir de
uzaklaşıp baktınız mı şaşırıverirsiziniz: önünüzde parlayan, bir daha
aklınızdan çıkmayacak güzellikte bir tablo vardır.’
Tolstoy
‘Çehov’un öyküleri, hep bir çekicin vuruşu gibidir. Hepsi de bize içinde
yaşadığımız dünyanın aşağılıklarla, bayağılıklarla dolu olduğunu, bunlar
durdukça hiçbir namuslu insanın rahat yaşamaya hakkı olmadığını her an
hatırlatmaktadır.’
| Marangozun Köpeği Kaştanka Anton Çehov |
Bu kitabın kahramanı bir köpek: Kaştanka. Marangoz Luka ve oğlu Fedyuşka ile
birlikte pek de keyifli olmayan bir yaşam süren Kaştanka, bir gün sokakta
efendisini yitirir. Döner dolaşır, çok arar, ama bulamaz onu; acınası bir
durumdayken kendisine sahip çıkan bir adam onu alıp evine götürür. Bu adam,
sirkte gösteriler yapan bir palyaçodur; Kaştanka’yı da ekibine katar. Ona
oyunlar öğretir. Bundan sonra Kaştanka için bambaşka bir yaşam başlar.
| Kadın Kalbi Anton Çehov |
Çehov, dünya edebiyatının tartışmasız en güçlü kalemine sahip hikaye ve oyun
yazarlarından biridir. Karakter yaratmadaki başarısı, tasvir gücü, kurgulamadaki
ustalığı ile edebiyat gündemindeki yerini bugün de hakkıyla korumaktadır.
Edebiyat heveslilerine, kalem usta hikayeci ile yeni tanışacaklara ‘Kadın Kalbi’
bu anlamda çok şey ifade edecektir.
