Yapışkan, sıcak bir akÅŸam üstü, fıstık yeÅŸili arabasını görünce, gölette bir başına olta sallamakta olan ÅŸiÅŸman, dev cüsseli adamın BaÅŸmüfettiÅŸ Cabbar Bey olduÄŸunu anlamıştım. Manzara şöyleydi: GiriÅŸte çamurlu, batak bir yol, yolun üzerinde derin tekerlek izleri, kenarda... »Devamı
10 Tem 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
-Değildi. Daha önce de aynı şeyleri birkaç kere düşünmüştüm.
-Sonra ne yaptın?
-Kalktım yatağıma gittim, ama o gece bir saÄŸa bir sola dönmekten sabaha kadar gözümü bile kırpmadım. Karım da uyumamış olmalı ki birkaç kere yataktan kalktı, sonunda uyudu. Sabahleyin iÅŸe gitmek... »Devamı
9 Tem 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Buz tutmuÅŸ bir gölün üzerinde, yürüdüğünden habersiz bana geliyorsun usulca .. yüzünde soÄŸuk bir tebessüm. AÅŸk sen deÄŸilmiydin çığ gibi gözlerimde büyüyen.. yüreÄŸim öylesine yorgun, öylesine hırpalanmış. AÅŸk sen deÄŸilmiydin kalbimi acıtan.. Bugünlerde bir suskunluk almış... »Devamı
8 Tem 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Daha dün yasaklayacaktın oysa bana; özlem, yalnızlık ve ayrılık kelimelerini elinde olsa. Bugün çiÄŸniyorum, yirmi dört saatleri çıkmadan daha. ÇiÄŸneyip tükürüyorum, aÄŸzımda kalan acı metal tadı. Kan tadım. Silik de olsa adım, unutulmayacak adım adım. O küçük yaramaz çocuk... »Devamı
7 Tem 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Tüm suskunluÄŸumu biriktiriyorum ceplerimde, denizin dibinde kaybolmaya mahkum çakıl taÅŸları gibi. SuskunluÄŸum arttıkça, dilim kurudukça, kelimeler tarafından ihanete uÄŸradıkça artıyor yüreÄŸimdeki ağırlık. Nefesim kesikleÅŸiyor, adımlarım aksıyor, görüşüm bulanıyor, kaldırabileceÄŸinden... »Devamı
6 Tem 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Yazmak, kelimelerin büyülü dünyasında yaÅŸamak, hür olmak cümlelerin uçsuz bucaksız diyarında. Yazmak kelimesinin sözlüklerde tanımlanmış bazı bilindik tanımları vardır. ÖrneÄŸin TDK der ki; “Yazmak, söz ve düşünceyi özel iÅŸaret veya harflerle anlatmaktır”. Bu kitabi... »Devamı
5 Tem 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Özlemek de bakarmış aynalara. Ücra bir köşeye çekip de sessizliğini, yüzündeki su birikintilerine ağlayarak: ey yar ben geldim, ağlatma artık şu kahrolası gözlerimi dermiş.
Ben Kimim?
Düz bir yolda koÅŸarken ayakkabıları baÄŸcıklarına takılan çocuklar kadar zayıfım. Üstelik... »Devamı
4 Tem 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Yalan! Çok ciddi sorumluluklar getiren bir yük. Hepimiz az çok yer veririz yalana hayatımızda. Günlük hayatımızda en belirgin yerde dikilmiÅŸ, duruyordur. Peki hiç düşündük mü? Niçin yalan söyleriz? Sonunda çok mu kazançlı çıkıyoruz? Ya da kaybetmemize engel oluyor mu? Aslında... »Devamı
3 Tem 2010
Posted in Öykü | 1 Yorum »
YaÄŸmur yağıyordu. Islanma pahasına da olsa sokaÄŸa çıkmalıydı. KeÅŸke geçenlerde fiyatını makul gördüğüm otomobili borçlanıp alsaydım diye geçirdi içinden. Aldığım bursla öderdim ne de olsa. Mecburiyetlerden hiç hoÅŸlanmıyordu. Üzerini sıkıca giyindikten sonra ÅŸemsiyesini... »Devamı
2 Tem 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Yalnız kalınır mı bunca insanın içinde? Ya da hep yalnızdık bu insanlar mı bahane. SoluÄŸum ağırlaÅŸtı acıttı ciÄŸerlerimi yokluÄŸun sızısı zaten boÄŸuyor yüreÄŸimi, bitti derken bir yenisi baÅŸlıyor…Cansız bedenler sarıyor dört bir yanımı. Öfke, suç, kayıp kokuyor. Sen de... »Devamı
1 Tem 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »