Hava mis gibi toprak kokuyor, mis gibi huzur ve nergis… Günlerden Pazar. Yelkovan ve akrep, güneşin en kavurucu saatlerinde üst üste gelmiş iki âşık… Her gerçek aşkta olduğu gibi onlar da birazdan ayrılacaklar, bir daha bir araya gelme umuduyla.
İnsan kalabalığı yeÅŸilin tam ortasında;... »Devamı
30 Haz 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Yer de gök de beyazdı, gökyüzünden dökülen pırıltılar aÄŸaçların dallarını sarkıtmıştı bir de ben konunca büsbütün beli büküldü, üzerindeki beyaz örtüyü sirkeledi. Koca çınarın dalında yapayalnızdım, yapraklar kuÅŸlar böcekler hepsi çoktan gitmiÅŸti. Belki karnım... »Devamı
29 Haz 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Saatler gece yarısını 120 dk geçiyor. Ama hala dışardan gelen araba ve kamyon sesleri beni ders başında daha doÄŸrusu hayal kurma anında uyumaktan kurtarıyor. Bazen bu sesler o kadar yoÄŸunlaşıyor ki; o hayallerle benim aramda koca bir engel durumuna geliyor. Ama ben gene dalıp gidiyorum... »Devamı
28 Haz 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Çok okuyan bir toplum deÄŸiliz maalesef. Gazetelerin bol fotoÄŸraflılarını tercih eden, köşe yazarlarından haberi dahi olmayan, elinde kalın kalın romanları gösteriÅŸ olsun diye gezdirip de tek bir sayfa bile okumayan bir yapıya sahibiz, en azından günümüz gençliÄŸinin büyük bir kısmı... »Devamı
26 Haz 2010
Posted in Öykü | 2 Yorum »
“Yorucu aslında kelimelerin peÅŸinde sürüklenir bir yaÅŸamda kendine ait olanları bulmaya ve yaratmaya çalışmak.” satırlarıyla baÅŸladı kelimelerin o engin deryasındaki keÅŸfim. Evet zor biliyorum bir tek kelimenin peÅŸinde sürüklenmek, bir gününü, bir ayını ve hatta bir... »Devamı
25 Haz 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
13 AÄŸustos Cuma:
Oldum olası doÄŸru düzgün anlatamam neler hissettiklerimi. Bu hep böyle oldu ÅŸimdiye deÄŸin. O rengârenk boyalı, soÄŸuk üniversite hastanesinin merdivenlerinde onu ilk kez gördüğümde Çehov’un “Güzeller” adlı kısa öyküsündekine benzer duygular hissettiÄŸimi... »Devamı
24 Haz 2010
Posted in Öykü | 3 Yorum »
Yağmur yağıyordu. Yağmurun su birikintisi üzerindeki dansını izliyordu pencereden.
Tüm kenti dokunsan aÄŸlayacak hüzün duygusu kaplamıştı. Sarı yaÄŸmurluÄŸu ve kırmızı çizmeleriyle sekiz on yaÅŸlarında bir çocuk sokaktaki su birikintileriyle oynuyordu. Böyle zamanlar aÄŸlamak için... »Devamı
21 Haz 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
İşte sen içinde yaÅŸayan bir kadınla sen. Anne karnındaki bebeÄŸin nefese ilk tutunduÄŸu andaki gibi sen ..Ve ben A diyorum sana konuÅŸmanın baÅŸlangıcı gibi ilk harf gibi aÅŸkın ilk anı gibi, aÅŸk gibi. Åžimdi sen bildiklerini unutur gibi, yeni hayat gibi kendi içinde çoÄŸalırken koÅŸar... »Devamı
20 Haz 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
BİR
‘’Bir insanı acıtan, hayal kırıklıklarından baÅŸka ne olabilir ki? Hayallerimin asitle eridiÄŸi noktayı yaÅŸamak bana acı veriyor. Korkum yok. EndiÅŸem yok. AÅŸk, gurur, kıskançlık, mutluluk, sevgi, öfke, kin, nefret, vicdan, ahlak, delilik ve aklıma gelmeyen onca duygu ve his anlamını... »Devamı
19 Haz 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »
Kendine iyi bak. Biz insanların genellikle vedalaşırken kullandığı üç kelimedir. Daha çok sevdiÄŸimiz kiÅŸiye, konuÅŸmamız bittikten sonra en son söyleriz. İçten bir dille, kendine iyi bak, deriz. Çünkü; onun iyiliÄŸini istersin hep, onu çok sevdiÄŸin için her zaman iyi olmasını,... »Devamı
18 Haz 2010
Posted in Öykü | Yorum Yok »