Dostoyevski

 

Giriş Sayfası
Öyküler
Şiirler
Charles Bukowski
John Fante
Dostoyevski
Anton Çehov

                                                      

 

 

Yoksul bir dokturun oğlu olan Dostoyevski, 1838/43 yıllarında Petersburg Askeri Akademisi'nde mühendislik okudu, İstihkâm Mühendisliği Dairesi'nde çalıştı, 1845'te tamamen kendini yazarlığa verdi. Petersburg'da parasız bir yaşam sürdü, edebi yaşamının daha en başlarında, aristokratik-burjuva bir toplumda "kafa işçiliği"nin aşağılanan konumuna ilişkin doğrudan deneyimler edindi. 1849'da tutuklandı ve ölüm cezasına çarptırıldı; kurşuna dizileceği an öncesi, çarptırıldığı ölüm cezası, Sibirya'da dört yıllığına er olarak zorunlu askeri hizmete çevrildi. 1850/54 yıllarında Omsk'ta geçirdiği ceza dönemi sırasında şiddetli sara nöbetlerine yakalandı, bütün yaşamı boyunca bu rahatsızlığı çekti.

Dostoyevski, geniş kapsamlı şiirsel yapıtlarında, çelişkin bir toplumda kişilerin bireysel trajik yaşamlarını ortaya koyarak, burjuva-kapitalist düzeni sert bir dille eleştirmiş; ama aynı zamanda, toplumsal baskıyı ve insanın insan tarafından aşağılanmasını ortadan kaldıracak her türlü somut olanağı da geri çevirmiştir. Bu ikiye bölünmüşlük, Dostoyevski'nin acı bir yaşam gerçeğini ve kötümser bir yaşam felsefesini kendinde içeren karmaşık, çelişkin, gerçekçi anlatı yapıtlarının kilit noktasını oluşturur.
Dostoyevski'nin sanatçılığı, deha bir psikoloğun yüksek becerisini, bir düşünürün derin düşünselliğini ve bir gazete yazarının büyük çoşkusunu bir arada içerir. Anlatı yapıtları, birçok yeni edebi anlatım araçlarını kapsar; özellikle romanlarındaki "çoksesli" tipler, gerçekçi roman tarzının zenginleşmesine yol açmıştır. Gerçekçi yapıtlarının taşıdığı hümanizm, Dostoyevski'nin başarısının hiç ölmeyen, her zaman canlı kalan yanıdır.

 


 


 

 

 
Amcanın rüyası
Dostoyevski

 

 

 

O, yanızca korkutur, yakınlarına sorunun uçundan kıyısından bir şeyler açar. Bir erkeği ya da kadını tamamen harcamaktansa sonu belirsiz bir korku ve perişanlık içinde bulundurmanın daha güzel bir şey olduğunu algılar. Bu bir bellek işidir, bir doğa oyunudur. Kendisi ise aramızda sürekli özürsüz ve hatasız "comme il faut" bir kadın olarak kendini kanıtlar. Herkes onu kendine örnek olarak alır. "Comme il faut" olarak onun Mordasov Kenti'nde eşi benzeri yoktur. Ayrıca olsa da rakibini tek bir sözcükle darmadağın etmesini, canından etmesini, yaralamasını, ortadan kaldırmasını becerir. Buna çoğu kez tanık olmuşuzdur. Kendisi ise o yok edici, darmaduman savurucu sözü nasıl sarf ettiğinin sanki ayırdında bile değilmişçesine bir tutuma bürünür. Böylesi bir alışkanlığın ancak saygın sosyeteden sayılanlarla görüldüğünü çoğu kişi bilir. O, bu türden hünerleriyle Pinetti'ye de en üstün özellikler gösterir

 

 


 

 

 

 
Başkasının karısı
Dostoyevski

 

Ruhsal çözümleme, ünlü Rus yazarı Dosttoyevski'nin hemen hemen tüm yapıtlarının ana eksenini oluşturur. Başkasının Karısı, Dostoyevski'nin "Kıskançlık" üzerine kurduğu ve onun, ruhsal çözemlenin ustası olduğunu kanıtlayan uzunöykülerinden iridir. Dostoyevski, kitabın ikinci uzunöyküsü olan Dürüst Hırsız'da ise bir terziye bir hırsızın insani dramını aktarıyor.

 

 


 

 

 

 
Beyaz geceler
Dostoyevski

 

 

 

Beyaz Geceler, Petersburg'un dört beyaz gecesinde yaşanmış sade ve derin bir aşkın öyküsü. Sokakta tanışan ve hikayelerini paylaşan iki genç birbirlerini çok iyi anlarlar, çünkü farklı mekanlarda aynı duyarlılıkla benzer şeyler yaşamışlardır. İkisi de birbirinin hikayelerinin cazibesine kaptırırlar kendilerini. Fakat ne yazık ki Nastenka'nın hayatına girmiş ve ruhunu kuşatmış bir aşk vardır. Öyle olduğu için gerçekte öyküsü olan odur ve öyküsüyle hayata galip gelen de o olur. Muhatabı ise zaten bütün ömrünü yaşanmış o dört geceyle sınırlamaya razıdır...

 


 


 

 

 
Budala
Dostoyevski

 

 

 

Budala", Fiyodor M. Dostoyevski'nin en büyük romanlarından biridir. "Budala"nın kahramanı Prens Mışkin Ondokuzuncu yüzyılın "akıllı-aptal" tipinin en ilginç bir biçimde canlandırılmış örneğidir. Budala, güçlü duygularla gurur ve ahlak arasındaki çekişmenin alanıdır. "Budala"nın kahramanı Prens Mışkin, belki de dış görünüşte böyledir, ama aslında yaşadığı toplumun insanlarından çok daha üstün değerlere ve duyarlıklara sahiptir.
Çifte aşk, Dostoyevski'nin romanlarında sık rastlanan temalardandır. Bunun en belirgini ise Budala'da işlenmiştir.


 

 

 
Cinler
Dostoyevski

 

 

 

Cinler, insanoğlunun yazabildiği en sarsıcı yedi-sekiz romandan biri, hiç şüphesiz, gelmiş geçmi en büyük siyasal romandır. İlk okunduğumda, yirmi yaşımdayken kitabın üzerimdeki etkisini, sarsılmak, hayret etmek, inanmak ve korkmak kelimeleriyle özetleyebilirim. O zamana kadar okuduğum hiçbir roman beni böylesine derinden sarmamış, hiçbir hikaye insan ruhu ve şahsiyeti hakkında bana bu kadar sarsıcı bir bilgi vermemişti. Sarsıcı olan şey insanın iktidar isteğinin ve affetme gücünün, kendini ve başkalarını kandırma yeteneğinin ve bir inanç bulma azminin, sevmenin ve nefretin, en kutsal olana ilgiye en bayağı olana düşkünlüğün boyutlarının genişliğini görmek, bu özelliklerin aslında hep yayana bulunduğunu kavramak ve bütün bu duygu ve ruh durumlarını kitabın ölüm, siyaset ve aldatmacanın şiddetiyle yüklü olay örgüsüyle birlikte yaşamaktı.
 


 

 

 
Ebedi koca
Dostoyevski

 

 

 

Psikoloji ve acımayı yapıtlarının asıl unsurları haline getirmiş olan Dostoyevski, bu bakımdan Nietzche ile daha sonra ortaya çıkacak olan Varoluşçuluğun sorunlarını vaktinden önce sezmiş ve ardıllarına kaynak olmuştur.
Komedi ve trajedi arasında mekik dokuyan yapıtı Ebedi Koca'da evlilik kurumunu en yetkin biçimde eleştirir. İflah olmaz ev kadınlığının ve kocalığın olanca hallerini büyük bir yazınsal ustalıkla sergiler. Yıllar geçse de bazı şeylerin pek değişmediğine işaret eden bu yapıtı seveceksiniz.


 

 
Ecinnliler
Dostoyevski

 

 

 

Varoluşçu felsefenin temel kaynaklarından biri kabul edilen ve birçok çağdaş dünya yazarını büyük ölçüde etkileyen Dostoyevski günümüzde en çok okunan 19. yüzyıl yazarları arasında ön sıralarda yer alır. İnsanın iç dünyasını, karmaşık yapısını, ikilemlerini olağanüstü bir açıklıkla yansıtan yazar modern roman anlayışı üzerinde yönlendirici bir rol oynamıştır. Patetik bir hava ve derin bir psikolojinin egemen olduğu yapıtları Dostoyevski'nin huzursuz, sinirli, aşırı duyarlı kişiliğinin izlerini taşır. Duygu ve ideolojinin büyük bir ustalıkla bağdaştırıldığı bir yapıt olan Ecinniler'de Dostoyevski nihilizmin, tanrısızlığın ve Batı düşüncesinin Rus devrimcileri üzerindeki olumsuz etkilerini sergilemiştir.


 

 
Ev Sahibesi
Dostoyevski

 

 

 

Dostoyevski'nin dünyaca bilinen büyük romanlarında işlediği ruh tahlillerinin ipuçlarını veren uzun bir öykü Ev Sahibesi.
Soğuk bir kış günü, Petersburg sokaklarında avare dolaşan genç bir yazar ve tesadüfen yolunun düştüğü kilisede karşılaştığı gizemli bir kadın. İlk bakışta aşk ve aşkın sürüklediği tarifsiz acılar, tehlikeli yolculuklar.
Dostoyevski bu romanında da yalnız ve toplumdışı kalmış bir aydının acılarını derin tahlilleri ve ustalıklı tespitleriyle kaleme alıyor. Günah, vicdan azabı, yalnızlık, aydın yabancılaşması ve aşk gibi birbirinden çetrefil temaları da bu kısa öyküde büyük bir maharetle harmanlıyor.
Ev Sahibesi imkansız bir aşkın, hastalıklı bir yaşantının ve karanlık bir geçmişin öyküsü..


 

 

 
Kumarbaz
Dostoyevski

 

 

 

Kumarbaz, tüm varlığını, gücünü, yeteneğini rulet masasına yatıran; bilinmeyene, tehlikeye özlem duyan; hem başkaldıran, hem korkan; içinde binbir türlü çelişki barındıran kumara tutkun bir adamın romanı.
Kendisi de bir süre kumarın tutsağı olan Dostoyevski, belki hiçbir romanına kendi yaşamından bu kadar çok şey katmamıştır. Hiçbir şey yazmasıydı bile, Kumarbaz onu Dostoyevski yapmaya yeterdi.

 


 

 
Suç ve ceza
Dostoyevski

 

 

 

Dostoyevski'nin 1866 yılında yayımlanan Suç ve Ceza adlı romanı yazarın ilk başyapıtıdır. Roman, Raskolnikov adlı yoksul ve hümanist üniversite öğrencisinin, nedensiz yere, yaşlı bir kadını öldürmesini psikolojik çözümlemeyle ele alır. İşlediği cinayet Raskolnikov'da korkunç bir suçluluk duygusu yaratır. Yazarın hararetli, kışkırtıcı anlatımı. Raskolnikov'un ani duygusal değişimleri ve bilinç yitimleriyle görkemli bir hale bürünür. Sokaklarda korku ve paranoya içinde dolaşıp duran Raskolnikov, sonunda teslim olup cinayeti işlediğini itiraf eder. Ve hapishanede, mutluluğu akılcı bir varoluş planıyla değil, acı çekerek ulaşılabileceğini fark eder. Romanın başyapıt düzeyine ulaşmasının en önemli nedenlerinden biri, insanoğlunun hastalıklı ruhunun, kurtuluşu bulabileceğine yönelik iyimser sonudur


 

 
Yoksullar
Dostoyevski

 

 

 

"Yoksullar, kaprisli olular; tabiat böyle istiyor. Yoksul adam kuşkuludur. Dünyayı bile kendine has bir şekilde görür; her yolcuya göz ucuyla bakar; etrafında endişeli bakışlar dolaştırır ve hep kendisinden bahsedildiği, acıklı dış görünüşünün eleştirildiği zannıyla her söze kulak kabartır ve herkes bilir ki yoksul adam bir paçavradan beterdir."
Dünyaca ünlü Rus yazarlardan Dostoyevski"Yoksullar" adlı eserinde yoksul insanlarla ilgili fikirlerini roman kahramanlarının birinin ağzeından bu şekilde dile getiriyor. Kurgusu tamamen sefalet hayatı yaşayan ve uzaktan akraba olan iki kişinin mektuplaşması şeklinde olan eser; zaman zaman bir parça kuru ekmeğe ihtiyaç duyan bu insanların hayatını bütün çıplaklığıyla yansıtıyor.
Eser kahramanlarından bir memur olan Makar Diyevuşkin'in hayatı zaman zaman yazarın hayatıyla örtüşüyor. Pansiyon gibi izbe bir yerde yaşayan ve oradaki insanların da hayatlarından çarpıcı sahneler sunan Makar Diyevuşkin'in kendisi de, mektuplaştığı akrabası Varvara da bu insanlar gibi sefalet içindedir ve çabaladıkça her şey daha da kötüye gitmektedir.
Mektuplarda kişilerin üslup farkının da çarpıcı bir şekilde gösterildiği bir eser, Dostoyevski'nin konunun yanısıra üslupta da kahramanlarını çok iyiy yansıtmasıyla ayrı bir değer kazanıyor. Bu eseri okurken usta bir kalemle başarısız bie kalemin farkının da yazar tarafından büyük bir başarıyla yansıtıldığını göreceksiniz. Dostoyevski'nin kaleminden


 

 
Karamazov kardeşler
Dostoyevski

 

 

 

Küçük bir Rus köyünde toprak sahibi olan Fedor Pavloviç Karamazov'un dehşetli, esrarengiz ölümü, kısa sürede yalnız yaşadığı beldenin değil bütün Rusya'nın ilgiyle takip ettiği bir dava haline gelir. Ölümden, toplumda hiç sevilmeyen, ömrünü ilkesizlikler üzerine kurmuş maktulün büyük oğlu Dimitri Karamazov mesul tutulmaktadır...
Ne var ki; insanın bilgiyle donatılmış aklı ve maddi deliller, hayatın girift ve akıl almaz oyunları karşısında çoğu zaman aciz kalmakta ve kader ağlarını örmektedir...
Dostoyevski gibi güçlü bir düşünür ve edebiyatçının hayat, ölüm, aşk, erdem, para, fikir, sanat, felsefe ve ruh bilimine dair bir ömür heybesinde biriktirdiklerinin muazzam bir kurguyla birleşmesinden doğan Karamazov Kardeşler, dünya durdukça önemini kaybetmeyecek olay ve insan örgüsüyle, dünya edebiyatının en önemli yapıtlarından olma özelliğini sonsuza dek koruyacaktır...

bilgiler alıntıdır

            Öyküler   Siirler  John Fante   Bukowski    Dostoyevski   Çehov  Anasayfa