
Gün güneşli ama iki sevgilinin içi karanlık…
Kız ağlıyor, çocuğun ince ve keskin hatlı yüzüne haykırıyor… Çocuksa gözlerinin sımsıkı kapatıp olanların gerçek olmamasını diliyor. Sık kirpiklerinden bir damla yaş, yanağına doğru yavaşça süzülüyor. Süzülen göz yaşı, başını kaldırıp kızın kırmızı dudaklarına bakıyor. Sonra onun da gözünden bir damla yaş akıyor… Ve iki damla çocuğun yanağında ayrılıp çenesinde buluşuyorlar.
Kız ölesiye üzgün ve ölesiye aşık!
Çocuk vurup kapıyı gidiyor. Kız banyoya gidiyor ve lavobonun ayağına sarılıp ağlamaya başlıyor. Turuncu hırkasını çıkarıp yerdeki paslı makası eline alıyor. Paslı makas, siyah saçları kesiyor. Teller ikiye bölünüyor. Her bir tel, ellerini kızın başında kalan parçalara uzatıyorlar ancak yer çekimine karşı gelemeyip hızla yere çarpıyorlar…
Çocuk sokaklarda duvarlara yaslanarak yürümeye çalışıyor. Dudaklarının arasındaki sigara titriyor. Ağlıyor… Çenesindeki damlalara yenileri ekleniyor. Sonunda pes edip bir duvar dibine siniyor. Lacivert atkısı çenesindeki yaşları zorla alıyor. Atkı, yalnızlığını bir tek sıcak bir boyunla paylaşırken, zoraki edindiği arkadaşlarının yüzlerine gülümsüyor.
Kız yerdeki saçlarını avuçları içinde sıkıp tekrar yere atıyor…
Çocuk, yolda, sindiği o duvar dibinde bir süre durduktan sonra kızın yanına gidiyor, eve.
Kızı, banyoda buluyor. Hızla onu kollarının arasına alıyor… Kız fısıldar gibi söylüyor: “Bitti”…
Çocuk başıyla onaylıyor:
“ Bitti”…
Ezgi Gizem Gülümser
