Bugünlerde “Aşk” isimli tasavvufi romanıyla gündemde olan , her çevreden geniş bir okur kitlesine sahip Elif Şafak’ın ismine ilk olarak üniversite yıllarımda öylesine gezindiğim ve genellikle dini kitaplar satan, esans kokulu bir kitapçı dükkanında rastlamıştım. Benim gibi Eski Türk Edebiyatı’na hayranlık duyan bir öğrenci için dikkat çekici bir ismi vardı elimdeki kitabın : “Mahrem”. Tesadüf bu ya,kitabını aldığım ama sadece ismen bildiğim yazarımızı aynı günün akşamı bir televizyon kanalında program sunucusunun “sorularını yanıtlarken” seyredip cismen de tanıma fırsatı bulmuştum.

Bir elimdeki kitaba bir yazara bakarken “Bu kitabı bu kadar güzel bir kadın mı yazmış?” diye geçirdim içimden. Evet elimdeki ve elimde olmayan birçok kitabı ( Şehrin Aynaları, Pinhan , Kem Gözlere Anadolu) bu güzel kadın yazmıştı.İtiraf etmeliyim ki henüz 17 yaşındaydım ve çok daha sonradan Elif Şafak’ın romanına vereceği ismi yüreğimin en ücra köşelerinde tüm şiddetiyle hissetmeye başlamıştım. Evet Elif Şafak’a aşık olmuştum. Bir gün derste kitabı hiç elimden düşürmediğimi gören hocamızın sorduğu “Sen bu yazarı çok mu seviyorsun?” sorusuna (soru bana sorulmuş olmasına rağmen) arka sıralardan bir arkadaşımızın verdiği cevap Elif Şafak’ı benden daha çok seven insanların varlığını hatırlattı bana.Arkadaşımız kendini kaybetmişçesine “ Ne sevmesi hocam,kollarında ölmek istiyoruz!” diye bağırmıştı.

Özellikle sınıftaki kız arkadaşlarımızın önce gülüşmelerine sonra da Elif Şafak’a öfkeyle karışık bir haset duymalarına sebep olan bu cevap belki de bir dönemin Elif Şafak algısını en iyi yansıtan örneklerden biridir. Elif Şafak,o günden bu güne birçok eser ortaya koydu.Çeşitli dergi ve gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Evlendi , anne oldu. “Baba ve Piç” romanındaki bir diyalogdan dolayı yargılandı,beraat etti.

“ Araf” romanını İngilizce yazıp başkasına Türkçeye çevirtti. “Aşk” romanıyla Mevlevi derneklerinin tepkisine neden oldu. Kısacası belki de şu an Türkiye’de ismini duymayan , bilmeyen kalmadı. Evlendiği , kitaplarını tercüme olarak bize okuttuğu ,sağlı- sollu gazetelerde yazılar yazdığı ve aradan geçen 11 yılın sonunda biraz yaşlandığı halde ben halen Elif Şafak’ı o misk-i amber kokulu kitapçı dükkanında bulduğum gibi düşlüyorum.

Serhat Demiroğlu

Buzz this!

Yorum Yap