
RUH TAHLİLLERİ -1-
seri 1
AYRILIKLAR AYKIRI AH’ LAR
inşaat ustası ihsan usta kirada oturur, gecesini gündüzüne katarak 4 çocuğunu okutmak adına, daha aydınlık günler yaşamaları için tüm gayretiyle mücadele eder.
ihsan usta samimi dindar bir adamdır.
2 oğlu zeki çalışkan ve üniversite yollarındalar.
ama ihsan usta iç geçirmektedir. para para ve kısıtlı ekonomiden ziyade yetmeyen ekonomi ağır basmaktadır.
ihsan usta işçidir, köylüdür, kılık kıyafeti de aynen böyledir.
iman ve sevgi doludur ihsan usta. lakin inşaat şirketine çalıştığı hoca efendinin, evliyanın müteahhit firmaları bir gün ihsan ustaya haddini bildirmiştir. aranan usta. işinde yetenekli, becerikli ve çalışkan usta.
aylarca çalışmış ve yevmiyesinin alamadığı geri kalan büyük kısmını almaya gitmiÅŸtir inÅŸaat ÅŸirketinin ofisine : ofistekiler temiz şık giyimli düzgün nazik konuÅŸan kültürlü kimselerdir. ihsan usta yorgun ve argın, çocuÄŸunu da yarın yolcu edecektir. allahtan yevmiyesi baya yüklüdür o yüzden biraz rahattır. ihsan ustaya patronun öğleden sonra akÅŸama doÄŸru geleceÄŸi söylenir.patron dindar önder bir adamdır, bir zat. ihsan usta çaresiz beklemededir. nasılsa ödeme yapacak patron gelecektir. hem ihsan ustanın alacağı altı üstü 450 ytl dir. ho ho bu adamlar kaç yüz milyona sahiptir. ofiste beklerken patronun yeÄŸeni çıkar gelir ve ihsan ustanın o periÅŸan görünümünden tiksinerek bakar ve ihsan ustaya : ” bu ne ya, altı üstü üç beÅŸ kuruÅŸ için buraya kadar gelinir mi, ayıp, paran verilir, sen buraya kadar gelip ne bekliyorsun be” der, ihsan ustadan 20 yaÅŸ küçük olan cemaatcinin yeÄŸeni. ihsan usta ise bunu yapmasına gerek yokken çocuÄŸun masraflarından diÄŸer ihtiyaçlardan dem vurur efendice.
bekleyiş devam etmektedir. dindar, evliya dostu veli yakını patron gelmiştir ofise, elinde cep telefonuyla birileriyle konuşmaktadır, ofisteki herkesi kabullenir bir bakışı vardır. ama o da ne, tipsiz kılıksız perişan bir adam ofiste oturmakta bu da kim ola bu perişan kaba adam??
tanımadığı bu periÅŸan adam, aylar öncesinde “mübarek ustam sen bir tanesin iÅŸler sana emanet canını sıkma biz yanınızdayız hem de manen, para sıkıntı zaten deÄŸil” diyerek çalışmaya davet ettiÄŸi ihsan ustadan baÅŸkası deÄŸildir.
yeÄŸenine göz kaÅŸ yapar aziz patron “bu nerden çıktı ya, neci bu kılıksız” diye fısıldar. yeÄŸen anlatır. ofisin dışındaki diÄŸer pasaj bürolarına göz gezdiren ihsan ustanın kafası zaten onlara henüz dönük deÄŸildir.
patron : “ihsan usta, iÅŸimiz çok fazla, daha abimin eÅŸini kaynını otele götüreceÄŸim, sonra iÅŸ görüşmem var, acil hemde kaçıramayız. sen yarın akÅŸama gel, bizim çocuklar harçlığını verirler, hadi selametle bakalım” der ve ihsan usta 3.geliÅŸinde de para alamadan gider. ha sorun deÄŸil. çünkü ertesi sabah parasını alacaktır.
ihsan ustanın kafası karışık ve hazindir : “yav bizim dedik, büyük hoca dedik, müslümanlara babalık edenler dedik, veli dedik,,,,neden bunlar yaÅŸanıyor, neden hakirce azarlanır, hor görülürüm, terbiyesiz mi davrandım acabaaa,,,,halla halla,,,,,ama tövbe gardaÅŸ, bir daha böyleleriyle çalışamam, çektiÄŸimiz sıcak kan ter bir yana yevmiyemizi de zor alıyok, yoh babam….rabbim sen büyüksün” der ve evinin yolunu tutar, yorgunluktan daralmışlıktan bir an önce atmak ister kendini evine….. …… …….
seri 2
kapitalizm
geçenlerde bu koca ilde yeni bir hiper market açılmış, büyük bir açılış töreniyle, kurban bayramımızdan önce. açıldığı gün gece geç saatlere kadar büyük izdiham yaşanmış, inanılmaz bir kalabalık insan yığınının saldırısına uğramış yeni açılan mağazamız. mübarek doğasına özüne aniden yabancılaşan imanlı ihsanlı kanaatkar insanımız kendisine lazım olan olmayan özellikle de lazım olmayan mağaza ürünlerini sanki büyük bir kıtlık haberi duymuşcasına gereğinden kat be kat fazla satın alıyor, aldıkları ne alışveriş arabasına ne eline koluna sığıyor. bir arbede. kalabalık, insanlar hınca hınç. gözleri dışarı fırlayacak insanların valla öyle, birbirlerine kinle bakıyorlar, birbirleri farklı türden yaratıklar gibi. kavga bile çıkıyor nihayetinde. işin bir diğer garipliğide (mağaza sahiplerine helal olsun, bu da iyi bir taktik) bu ilk açılış gününde aslında adam gibi bir indirim !
olmadığı gibi çoğu şey pahalı aslında diğer büyük marketlere nazaran cidden pahalı. ama koca mağaza ilk kez bu ilde açılıyor ya. elbette olacak birşeyler değil mi? ha şunu da al, hımm bu ucuzmuş bunuda alayım hatta bir kaç tane alayım. al, al, hadi al, senin olsun al ulan al !!!
kimileri diyor ki, kapitalizm, yaşam biçimimizdir doğal olarak, iyi ya da kötü kabullenelim ! sen nasıl bir akla, nasıl bir vicdana, nasıl bir yaşamı kucaklama anlayışına sahipsin be birader ?? !!! olmazsa bunun bir standart yansıtıcı testleri için çalışsın psikoloji ve psikayatri !!!
işte kapitalizm denen bu ulu sistem bakın yaşam biçimimizi nasıl da güzel derleyip toparlıyor, bizi tatmin edip deşarj olmamazı sağlıyor? ne kadar doğamıza uygun değil mi? !!
kafası gidiyor bu satırları yazan sokaktaki vatandaÅŸ nuri’nin. sokaktaki vatandaÅŸ nuri bu hayretini ÅŸaÅŸkınlığını donakalmış üzüntülü gözlemini böyle aktarıyor. yoksa üst kısımdaki akademik tanıtmaları, kapitalizmin krizleri rezillikleri konusunu zaten öbür dünya olarak biliyor garibim. ulan bu gariban sözcüğünü kim bulduysa….neyse ayıp kaçar.
muhabiriniz olmak gecenin bu saatinde de olsa kapitalist yaşam biçimimi her ne kadar sonlandıramasa da insanlığın ütopyalar dışında kurtulabileceğine daha da somut inanır oluyoruz.
içine kapitalistin kendi acı baharatını da kattığı hayallerim; bir ev hemde ÅŸahanesinden, bir araba offf son model alaman, bir kadın ama kapitalist yanım hala dürtüyor daÅŸ gibi karı dedirtiyor bana; ancak ben bunlara nasıl sahip olacağım, çalış uÄŸraÅŸ daha çok daha çok didin iÅŸte, geliÅŸtir kendini diyor görünmez el, tamam da abicim ! olduÄŸum yerden kalkıp gitmek için prosedürü ve de patronları nasıl çiÄŸneyim, haddini bil diyorsun aynı anda! hem biz kimiz ki, tamircinin korkulu 3. belası olmuÅŸ çocuÄŸuyum…uzar gider.
seri 3
UYARI : BU YAZI ADAB-I MUAŞERET’İ TERKETMİŞTİR !
Öfke ve sövgü sistemi olan sistem hangisi ?
…….
gölgesini satamadığı ağacı kesen ?
emir ve buyruklarını yerine getiremeyen “vatandaşını”, canım benim olur, korkma, sadece lüks takım elbisemle kibarca gırtlağını ara sıra sıkıp bırakacam diyen,
emeÄŸininin alın terini limon gibi sıkıp köleleÅŸtiremediÄŸini “insanlıktan” çıkarabilen,
yeni çıkan ÅŸahane çekici ürünleriyle beni “meta” fetiÅŸisti yaptığı öyle ki “insan” aÅŸkının yerine mobil “malzemelerin” divane kölesi yapıp tüm varlığım ve yokluÄŸumla cayır cayır yanarak mecnun edebilen, beni kıllı ÅŸiÅŸko yapan, “kafası karışık” kaset çalar olmuÅŸ “alete” çeviren; birikimim, geleceÄŸim, arabam, evim, servetim diye her an her gün beni “hümanizmin” zirvesinde becerebilmeyi beceren, kıçımın popüleritesi 8848 metreye ulaÅŸana dek “kiÅŸilik geliÅŸimini” bana hediye eden, ye iç yat, … et, paranı, pulunu, haysiyetini, karakterini, her ÅŸeyini vereceksin, kalmamışsa bile kredilendireceÄŸim “ulan” seni, gene de “bana” vereceksin diyen, emir buyuran,
tatlı ve cazibeli görünümlü psiko-sosyo-pat, topuklarımı kemiren yosma, “midemi ülser, ciÄŸerimi kanser” eden gıda. özgürce köpekleÅŸmek ve özgürce tutan tutana (vuran vurana) kuramının ilk elden sahibi, saÄŸlıksız sistemsizlikler komplikesi.
2001- Haldun KANGÜL
![]() |
Buzz this! |

