İşte gene geliyorlardı, pırıl pırıl giyinmiş zengin müşteriler mağazaya doğru yaklaşıyordu. Dükkandan içeri girdiler ve gülümsediler tezgahtara.
“Buyrun efendim” dedi onlara, yerlere kadar eğilerek.
Ne kadar da güzel insanlardı. Tertemiz yüzlerinden cennet rüzgarları esiyordu sanki kendisine. Elli yaşlarında şirket sahibi bir adam ve yanında yabancı uyruklu karısı. Kadın Ukrayna vatandaşı genç bir modeldi. Adam iş için Ukrayna’ya gittiğinde bu güzelliği görmüş ve hemen eş olarak almıştı. Böylesi bir adama da bu yakışırdı zaten. İkisine hayran hayran bakarken bunları düşündü tezgahtar.
“Merhaba Erdem kardeşim! Eşim Yelena için bizlere güzel bir sunum yapar mısın” dedi
“Hay hay Tarık bey! Sizler buyrun oturun lütfen” dedi tüm kibarlığı ile. Tarık beyi uzun zamandır tanırdı. Sürekli gelir kendisinden alışveriş ederdi. Arasıra özenle seçtiği soruları kendisine sorar ve bu büyük adam hakkında bilgi edinirdi.
Az mı canım! Dünya kadar malı mülkü vardı Tarık bey’in. Hem de yaptırım gücü de olan biriydi. Birinde kendisinin başı sıkışmıştı da nasıl yardım etmişti Tarık bey.
“Benim çok yakın komiser tanıdıklarım var. Sana ters bir şey yapan olursa söyle aldırırım içeri” demişti birinde de.
Eşi Yelena ne kadar güzel bir kadındı. İç geçirerek arasıra kesiyordu Yelenayı. Kadın böyle olurdu canım. Kendisinin Türk kızlarına mahkum kaldığını düşünüp hayatına lanet etti. Pırlantaları getirmiş her birini tek tek anlatıyor ama kesinlikle fiyatlarından bahsetmiyordu. Tarık beydi bu nasıl olur da paradan konuşulurdu. Altındaki araba tam birbuçuk milyon yevro değerinde bir mersedesti. Bazen adamın arabasına uzun uzun bakar İstanbul’un ana caddelerinde onunla dolaştığını hayal ederdi. Tabi ki yanında Yelena gibi bir Ukrayna dilberi varken.
Tarık bey Ukrayna’ya sık sık gider işlerini kovalardı ama Erdem başka karanlık işlerle de uğraştığını duymuştu. Bu işler için arasıra Türkiye’den birilerini götürüyor, üç beş ay orada tutuyor sonrada bol para vererek geri yolluyordu. Biri hariç hepsi geri dönmüştü. İzi bulunamayan içinse Tarık bey,
“Yahu kardeşim adamlara söylüyoruz geceleri sokakta fazla gezmeyin diye ama adamlar karı peşinde kovalamaktan kendilerini alıkoyamıyorlarki. E tabiki olanlar oluyor sonra.” Diye açıklama yapmıştı.
Erdem sürekli fırsat kolluyor bir an olsun bu konuyu açabilmek için kendini paralıyordu. Bir kafaya alsa Tarık beyi hayatı kurtulurdu. Hem defalarca gider gelir üstelik Ukrayna’da kalırdı temelli. Yelena gibi bir güzelliği üreten memlekette kalınmaz mıydı, kazık bile çakılırdı oraya. Tanrı bile verdiği canı alamazdı O oradayken. Ama olmuyordu, bir türlü uygun ortamı yakalıyamıyordu. Tarık beyle bir başlasın işe her şey bambaşka olacaktı. Bir defa burda ne kadar sinir olduğu insan varsa hepsini kestirip biçtirecek fena halde intikam alacaktı. Her gün intikam hayalleriyle yaşıyor, en güzel intikamın sabırla beklenilen ve vakti gelince yapılan olduğunu biliyordu. Sokakta kendisine köpek havlasa, ileride hesaplaşmak üzere listeye alıyordu. Hem Allah inancı büyüktü Erdem’in, O’nunla uğraşan herkes belasını bulacaktı. O’na bulaşana Allah cezasını zaten veriyordu ama yetmezdi.
Tarık beyle eşi pırlantaları incelerken yüzbin dolarlık bir parça ilgilerini çekti ve hemen aldılar. Erdem pırlantayı paketlerken Tarık bey anlatıyordu,
“Yahu Erdem’cim şu kriz mahvetti bizi yahu. Neyse tedbiri erken aldık ve hemen personelin yarısını işten çıkardık. Aslında iyi de oldu biliyor musun, çok kalkmıştı işçi milletinin bir tarafları. Şimdi çıt çıkmıyor kimseden.”
“Elbette efendim. Bu insanlara lazım bu. Hep lanet Amerika’dan yayılıyor bu kriz meselesi. Yarattılar ve attılar ortalığa. Hiç sevmem Kapitalist Amerikayı.”
“Yahu pezevenkler bizimle uğraşmaktan başka bir şey yapmıyorki zaten. Dünyanın anasını ağlattılar.”
“Hay ağzınıza sağlık efendim. Bu arada arabanız güvenli bir yerde mi.”
“Arabayla gelmedim. Sattım arabayı. Bir üst modelini alıyorum, bu eskidi artık.”
Yutkunmuştu Erdem. Nasıl da bu kadar kolay bahsedebiliyordu. Sanki bakkaldan bisküvit alıyordu.
Ama O’da sahip olacaktı bir gün tüm bunlara. Her ne pahasına olursa olsun hem de. Tarık beyle Yelena teşekkür ederek mağazadan çıktılar. Elleri titreyerek baktı Yelena’nın kalçalarına.
Sonra dükkanın önünde pırlantaları süzen memur kılıklı bir çifti görünce tiksinti dolu bir bakış atarak uzaklaşmalarını sağladı.
Altan
![]() |
Buzz this! |

