Öylesine
Günlerim
kendim ile basbasa, kedim (simarik) ve kus`um (baris) ile yavan gecmekte.
Aksamlari ickiyle vakit gecirmem, televizyondaki serefli serefsizlere küfür
yagdirmam haricinde tamamen hayattan ve insanlardan kopmus bir cizgide
ilerlemekte.
Sonu ne olur bilemiyorum.
Yavan bir hayat. Kopuk iliskiler. Kendini düsünen insanlar ve sonu gelmeyecek
kadar ekleye bilecegim yüzlerce serefsizlik abideleri..
Biliyorum belkide anlamsiz konusmaktayim, ama su anda parmaklarima hakim degilim,
amansizca klavyeleri asindirmaktalar. Beynim uyusmus reflexlerim geri cekilmis
mantigim ise rafa kalkmis durumda..
Biraz once havanin kararmasiyla yanibasimdaki markete dogru ilerledim. Disarisi
buz gibi, farlari acik, gaza basmakta olan insanlar. Islerinden dönüyorlar,
tamamen kisir bir döngü. Cuma aksami olmasi onlarin haftasonuyla kavusmasi
anlamina geliyor.
Bir cogu daha eve bile varmadan kafayi cekmeye baslamis. Yaya gecidinden karsiya
gecmeye calisan dünya figuranlarindan biri ezilme tehlikesiyle basbasa kaldi.
Alt katimdaki raifesein bankasi kapanmis bile. Orayi gecip köseyi döndükten
sonra tam karsimdaki postahanenin disindaki kiralik kasasindan zarflarini
cikaran bir adam. Otuz bes kirk yaslarinda. Üzerinden tir gecse ayni tazeligini
koruyacak bir bot var ayaginda. Eksi onbes yirmilere dayana bilecek gicir da
mont takmis sirtina. Yüz ifadesi ve ben bilirim bakislariyla tipik bir yönetici
tasmasi asili suratinda. Hic camura batmamis, soguk su bile degmemis elleriyle
kasasini kilitliyor. Ayni anda bana dönmüs ters ters bakiyor. Görüntüm tamamiyle
cöpleri karistirmaya cikmis, zamani 1 hafta gerisinden takip eden, kafasindaki
sapkasini Türkiye`deki carsamba pazarindan ucuza kapatan genc yasda moruk
cizgisinde bir adam...
Merak ve hiddetle son model gicir gicir arabaya benzeyen adama dogru
ilerliyorum.
`` Was ist?( Ne var) diyorum...
`` Nein, nein alles in ordung kein problem``(hersey yolunda problem yok)
diyor...
Bu kadarmiydi yani? Bosunamiydi planladiklarim...
- Neyse deyip, arkami dönüp uzaklasirken,
`` guten abend guten abend `` (iyi aksamlar iyi aksamlar) diyor.
Acik ve secik birine catmak istemistim, iyi veveya kötü dogrudur yanlistir.`
Neden aval aval bakip beni rahatsiz ediyorsun?
Sizlere görünmemek icin haftada bir iki gün karanlik basinca sokaga cikiyorum...
Budami cözüm degil? Degil tabiki. Hayvanlar aleminde yasamiyorsun, adina
insanlik denen ve gercekle hicbir alakasi bulunmayan bir dünyada yasiyorsun..
Bu kadar parayi nereden buluyorlar? Marketin ici tiklim tiklim. Kaltbrunn gibi
kücük bir köyde tikinmak ve sonrada sicmak icin yükleniyorlar, yarina
cikmayacaklarmis gibi.
Almak istedigim cok sey var. Cebimdeki bozukluklara elimi daldiriyorum, fazla
ses cikmiyor. Demekki fazla bir sey yok.
Sayayim diyorum, korkuyorum ya cok az ise ne alabilirimki neden geldim o zaman.
Kendimle hesaplasirken birtaraftanda gözlerimi kapatip ezberledigim marketin
icinde, sarap siselerine dogru ilerliyorum..
Ucuzuda var pahalisida. Ayni insanlar gibi...
ucuzundan birtane kapip kasaya dogru ilerliyorum, siradakiler önce yukaridan
assagiya süzüp sonra elimdeki ucuz kirmizi saraba bakiyorlar..
Dayanamiyorum. Suratlarini dagitmak icin tahrik edici bir kac hareket yapiyorum.
Tepkisiz kalip kendi irklariyla bakisiyorlar. Baslarina is almak istemiyorlar...
Amerika`ya bile vize dertleri yok.Havaalanina gidip otobüse biner gibi
atliyorlar ucaklara. Seninle neden ugrasip hafta sonlarini berbat etsinler?
Neyse belki birazdan Halimcan gelir, belkide eli bos gelmez. Kurtaririz
Türkiye`yi gene...
Oğuz
Öyküler Siirler John Fante Bukowski Dostoyevski Çehov Anasayfa