Pavyon
Pavyon kapılarına kadar düştüm.
Eğlenceyi seven, her fırsatta zürih'e kaçan abla kardeş, bu aralar maddi sıkıntıdan kavruluyordu.
İşsizliğim tüm İsviçre'de bilinmekteydi. Aslında rekora gidiyordum. Bir ilktim ben. 4 Yıl uzun bir zaman tabiî ki.
Aniden bir cumartesi gecesi telefonum çaldı. Alemci kardeşler bana iş bulmuşlarmışmış.
On dakika sonra arabada ilerliyoruz;
- Hayırdır ne işi bu yahu
- Hadi hadi dört ayak üstüne düştün.
Fark etmiyordu benim için hangi iş, nedir falan. Bu nusubeti üzerimden atmaktı amacım.
Ertelenen hayallerim başlaya bilirdi belki. Derine dalınca ne kadar anlamsız olduğu aklıma geliyordu. Dört yıldır iş konusu hiçbir şekilde açılmayan alemci kardeşler neden bir cumartesi gecesi bana bu iyiliği yapmaya kalkışmışlardı!
Bilmediğimden değil, çaresizliğimden!
Gecenin karanlığı ve aşırı sis ile yola devam ediyoruz.
Kusmak üzereyim. Ferdi tayfur'un yetmişli yıllardaki parçaları, yüksek volümde bir bir kafatasıma paslı çivilerle çakılıyordu. Bir ara uyuklamışım. Kabus felaketti. Cehennem zebanileriydi bunlar. Binlerce kaynar kazan vardı. Bir bir sokulup çıkartılıyordum. Bedenim pütür pütür dökülüyordu.
- Ya ne olursunuz başka bir cd koyun şuraya. Kazanlara girip çıkıyorum artık.
- Ne diyorsun oğuz? Ne kazanı
- Ferdi kazanı abla ferdi.
Daha kebapcı tabelası üzerinden sökülmemiş pavyona giriyoruz. Kapıda karşılandığımızda arabeskin, arası ve beski tavana vuruyordu.
Köy kahvehaneleri bile buraya on basardı. Umumi hela girişlerine benziyordu.
Şenay hanımın masasına oturduk. Daha önce birkaç defa karşılaşmıştım. Bana acımaklı gözlerle baktı;
- Yazık olmuş lan sana, hiçmi yardım edenin olmadı. Elin ayağında düzgün, ne işin vardı buralarda. Yazık, yazık, yazık olmuş sana. Dört sene ha, dört senedir oturuyon…
Türkü bar var oltende, soğuk mezeci lazım. Anlıyonmu o işlerden.
Yok yok, ben seni ezdirmem oralarda
- Ama abla, fark etmez çalışırım. Ne olacakki? Hem b…
- Ne ablası lan! O kadar yaşlımıyım ben
- Pardon, hanfendi diğecektim ağzımdan kaçtı birden.
- Dur evladım ben konuşuyorum.
Daha taş gibiyim ben. Bak o kemancı varya benim sevgilim. Kimlerin kimlerin arkasında çalmadıki. Şimdi yalnız bana çalıyo piç. Mesleğinde iyi olmasa çaldırtmazdım kendime, ha hahaha hahaa.
- Hanfendi şu iş vardıya hani…
- Aaaaa. Ben sana ne dedim. Klas işler bulurum ben sana dur biraz sabırlı ol. Haydi bakalım şerefe şerefe…
- Hasan ne diyor bu kadın. Sende konuşsana iş için gelmedikmi buraya, niye susuyorsunuzki?
- Bakarız bir ara ya. Acelesimi var . Bulacakmış işte söyledi ya …
Türkiyenin ve Avrupanın en nadide sanatcılarından `sultan` geliyor alkış alkışşşş…
Amaniiinnnda karlı dağğlarr amanınnnnn….
Rakı boğazimdan aşşağı jilet parçaları gibi iniyordu. Hanfendi ise anasının memesini emer gibi cekiyordu...
İçki su gibi akıp gittikçe kafalarda iyi oluyordu. Herşey unutulmuş kaset geriye sarmıştı bile. Alemci kardeşler suskunluklarını bozup lafa giriyorlar.
-Yaa şenay bu bizim çok sevdiğimiz bir kardeşimiz. Boşta gezer. Biz onu çalışmak istemiyo bilirdik. Ablacım bu cocuk artik sana emanet…
-Bak sende İstanbul`luymuşsun. Ben havaalanına iner inmez hamama giderim, sonrada kemancıya. Dağıtırım biraz haha hahaha haha
-Bu piç nasıl çalıyo ama hahha haha haa
Gel lan buraya gıygıycı . Bak bu da İstanbul`lu. Öttür bakiyim bi hicaz micaz hahaha
Kemancı başımda hayatına naletler okuyarak taksim geçiyor…
-Bu ipne güzel çalmasa koynuma almazdım onu hahaha haha haha
Kemancı sinirden telleri yemek üzere.
Şenay benim adıma kemanın tellerine yirmilik yapıştırıyor…
Assolistimiz… Yanımıza gelip hanfendinin elini öpüyor…
-Bir isteyiniz varmı hoş geldiniz..
Hasanın gözleri pörtlüyor…Emmioğlu emmioğluuuuu ferdi baba ferdi baba bababaa
İçeriye 3 kişi giriyor. Çok uzun ve iriler. Hanımefendi onların ülkücü ve dernek başkanları olduğunu söylüyor. Hemen yan masalarında iki kürt genci oturuyor. Ellerinde mikrofon kürtçe uzun hava çekiyorlar. Dernek başkanları uzun uzun alkış tutuyor.
Herşey iyi hoşda bizim işe ne oldu? Tekrar lafı açmak gereklimiydi ki?
Arka arkaya devam eden konuşmalar akıp gitti. Nasihatler, olmayan yolları göstermeler, istek parçalar, dansözlere para takmalar……
Bedava eğlence için kebapcıdan bozma pavyonun yegane çerezi olmuştum…
Oğuz
Öyküler Siirler John Fante Bukowski Dostoyevski Çehov Anasayfa