Kafe'de - Moskova – (12 Aralık 2006 17.30)

 

Bütün kızları buraya getiriyorum, hemen hepsini. Burası uğurlu yerim.

Diyet gibi bir şeyler yapıyorum. Aslında tam sayılmaz ama yüzümdeki ebleklik beni sinir ediyor. Hoşlanmıyorum. Çekilmeli, sünmeli, derim kemiğe yapışmalı. Daha iyi. Kadında da kemikli yüzü severim. İnce kemikler, yüze dokunurken ten yumuşak bir geçiş sağlar kemiğe. Parmaklarım için izleyecek yol.

Anna’yı bekliyorum. Bana haber verecek ve sonra gelecek ama bilmiyorum gelirmi. Kadınlar garip, aritmetikleri farklı ve her seferinde işlemi nasıl çözdüklerini bilmen gerekiyor. Matematiğim kötü fakat metrekare hesaplarında iyiyimdir. Gene çok uykum var. İçeri çok güzel bir hatun girdi, bakınıyor. Gerçekten harika. Paltosunu çıkarması lazım bu kurallara aykırı. Ya da ben oturmasını beklemeliyim çünkü bu aykırı değil.

Ruhumda parçalanmalar, bölünmeler, kanserli yaralar ve ölümler başladı. O’nu yakalamak için ne yapmam gerektiği konusunda emin değilim. Yazarken güçlüyüm ve iyiyim. Öyle hissediyorum.

Paltosunu çıkaracak ve çıkardı. Hafif bir hayal kırıklığı. Eğer en başta paltosuz görseydim bu olmayacaktı. Benim suçummu? Hayalgücüm? Paltonun dizaynırı, rengi, O’na yakıştığını söyleyen tezgahtarlar? Fakat genede çok iyi. Bir an döndü bana baktı. Yirmi civarı, upuzun röfleli saçlar, iri gözler, ince kemikli bir yüz -ellerim falına bakmak istiyor. Güzel dolu dudaklar. Böyle dudakları öpmek gibisi yoktur. Koca bir balonun üzerinde zıplamak, havalara uçmak. Yer değiştirdi göremiyorum, Güneş bulutların ardında.

Gariptir elim çizmek istiyor. Hiç böyle heveslere kapılmazdı. Bu tehlike işareti, demek durumum gerçekten çok kötü. Ruhumda zayıflama var. Dirilme ihtiyacı duyuyorum. Resme sığındığıma göre durumum gerçekten ciddi.

Anna’ya messaj attım ama cevap gelmedi. Türkiye’ye gidiyorum Cumartesi günü. Arkamda seksi bir esmer var. Ermeni veya Azeri olabilir. Ama ermenidir. Seksi ve hoş. Tipim değil ama benim zaten öyle bir anlayışım yok. Güzelse güzeldir. Tamam bazı kadınlar tamamen alanım dışı ama her ırkın güzeli vardır.

Anna’ya öyle bir mesaj attım ki ne yapsa işi zor, gelmekten başka çaresi yok. Gelemezse sonrasında ben ne dersem o olacak veya ben kendimi kandırıyorum.

Paltolu kızın erkek arkadaşı gelmiş. Bir çift koca ayakkabı görüyorum. Para çekme makinasının arkasından uzanıyor. Çelimsiz bir çift bacağa monte edilmiş pinokyo pabuçları. Güzel caz var mekanda. Ama fısıldıyor. Şimdi trompet gürledi. Kısa sürdü ama. Spor salonundaki herkesten nefret ediyorum. Sanki hepsi bana düşman. Sırf bana muhalefet yaşam zehirleri oluşturmak için o salona doluşmuşlar.

Trompet coştu!

Boktan yılbaşı süslemeleri var kafede. Fakat yılbaşı burada iyi geçiyor halk moda giriyor. Ben geçen yılbaşı yattım uyudum. Çok uykum var şimdi de, eve gidip yatmak istiyorum. Son satırlarda yazım kötüleşti, başım önüme düşüyor. Bir yerlerden temiz hava geldi. İlaç. Anna’nın son dakikaları haber vermesi lazım. Gözlerim kayıyor çok kötü durumdayım, erken yatmak istiyorum. Hergün oniki dendiğinde en geç yatakta olmalıyım. Mesaj geldi bakalım ne yazıyor. Ne yazdığı kimin umurunda hemen aradım ve buluşacağız. Onbeş dakika sonra. Yunan tanrıları bulutların üzerinden bir salkım üzüm attı. Lanet olsun neşem nasılda yerine geliyor.

Ve cazda coştu. Hayatımın müziği. Deforme olmamış, melezleşmemiş zenci efendilerin seslenişi. Hala pamuk kokuyor müzikleri.

O’nu buraya getirmem lazım. Telefonumu kısmayı unutmamalıyım hatta kapatmalı.

İçeri bir Elf girdi ve çok kötü ossurdum. İçtiğim kahvede hafif tadlandırmış. Lanet! Tam arkama geçti. Belki bozuk kahve kokusu aldığını düşünür. Tam arkama sırtıma dayanarak oturuyor. Orası tam bir cehennemdir. Neyse ki kahve almaya gitti.spor salonundaki herkesten nefret ediyorum. İnsan kılığındaki zebaniler. Cehennemde ağırlı basmak beni yoruyor. Bazıları enerjimi emiyor. Her yerde çok fazla insan var.

Elf’in kalçası yok ama çok narin. Caz coştu, küfrediyor kimse oralı değil. Salağın biri eksi otuz kıyafetiyle masada oturuyor. Ben sıcaktan kavrulurken O’nu anlamaya çalışmak daha da azap verici. Kalpağını bile çıkarmadı. Gözüm gidiyor bakıyorum. O’nu gördükçe rahatsız oluyorum ama bakmadan da yapamıyorum. İbne zannedecek beni.

Anna nasıl çıkacak göreceğim. O’da beni. Elf çok şirin. Caz yoruldu, ilgisizlik onu yıldırdı. Şimdi sadece benimle konuşuyor.

Hazırlanıp gitmem lazım. Ama O’da bekletecek beni. Kafadan onbeş dakika veriyorum. Neyse gitmeli artık. Bekleyeceğimi bildiğim halde vaktinde gidiyorum. Bu da iyi önceden erken giderdim.

 

Altan

 

 

 

Öyküler   Siirler  John Fante   Bukowski    Dostoyevski   Çehov  Anasayfa