Eğitim serisi- 2- EMANET PARA
Altıncı sınıftaydım. Kocaman götü olan kadın bir matematik hocamız vardı. Aynı zamanda rehberlik derslerimize de girerdi. Sürekli olarak çiçek desenli elbiseler giyer, kocaman ama diri kalçasını sallayarak topuklu ayakkabılarını sıra aralarına çakardı. O böyle salına salına yürürken kocaman kalçalar hafif hafif titrer elbisenin üzerindeki çiçekleri uçururdu. Bende o koca kalçaların hastasıydım. O’nu düşünerek asıldığım çok olmuştur. Temiz, iyi huylu bir çoçuk olsam da hormonlar beni ele geçirmişti.
Bir gün rehberlik dersinde bizler kendisini beklerken kapıyı açtı ve kararlı bir yürüyüşten sonra kara tahtanın önünde durdu. Elindeki bir zarfı kaldırarak sınıfa gösterdi.
“Çoçuklar bu zarfın içinde para var. Başka birine ait kaybolmuş bir para. Sahibini bulamadık ve bize ait oldu. Artık sınıfça sorumluluk altındayız” dedi ve durdu. Bunu hep yapardı. Yavaş yavaş konuşur ve anlattığı mevzunun önemini belirten vurucu cümlenin sonunda durur sınıfa bakardı. Ardından sıraların arasında boylu boyunca turlardı. Koca ve diri kalçasını sallayarak. Benim işimde bu kalçalarlaydı. Ve anlatırdı, durmadan. Ama bu sefer öyle bir konu yakalamıştı ki anlatmaya kendide doyamıyordu. Rehberlik derslerinin akibeti belliydi. Emanet para!
O parayla ne yapacağımızdan, o paranın öneminden ve bize emanet edildiği ile ilgili konuşup duruyordu. Tüm iştahına rağmen çok tutarlıydı, matematik derslerinde bu konuyu asla açmazdı. Ama sıra rehberlik dersine geldiğinde hiç şansımız yoktu. Emanet paranın palavralarını dinlemekten kurtulamazdık ve ben çok sıkılmıştım. Zamanla bu sıkılma hali süpriz bir değişime uğramıştı ve O’nu dinlemekten zevk almaya başladım. Çünkü O, paradan bahsettikçe bana daha seksi gelmeye başlamıştı. Kısacası işimi yapıyor, kalçalarla ilgileniyordum. Sallanış ritimlerine büyü gelmişti. Bir taraftan manyak olduğuna da kanaat getirmiştim ama bu bile olaya tatlı bir orjinallik katıyordu.
“Evet çoçuklar zaman içinde bulunan başka paralarda olacaktır. Bunlar biriktirilir ve hayırlı işler için kullanılır.”
Gene başlamıştı işte. Paranın durduduğu zarfı da mutlaka yanında getirirdi.
“Şimdi bu sorumluluğumuzu arttırmak bizim için daha faydalı olacaktır” dedi ve her zamanki gibi durdu. Tıkandı diye düşündüm, yeni arayışlara girdi. Devam etti.
“Bu sebepten dolayı sorumluluğu sizlere yükleyeceğim. Bundan sonra para bende değil sizlerde duracak. Şimdi bu parayı birinize emanet edeceğim” dedi koca ama diri kalçalar. Ve durdu tekrar. Şöyle bir sınıfı süzdü.
“ALTAN” dedi.
“Efendim” dedim.
“Parayı sana emanet ediyoruz” dedi.
Şok olmuştum. Bunu hiç beklemiyordum. Böyle bir şeyin başıma geldiğine inanamıyordum. Geldi ve zarfı önüme koydu. Lanetlenmiştim!
O gayet soğukkanlı şekilde kaldığı yerden devam etti ama benim dünyam altüst olmuştu. Birbirini takip eden derslerde de değişen bir şey yoktu, O anlatıyor sınıf dinliyordu. Değişen yegane şey bendim. Kalçalara da konsantra olamıyordum artık.
“Bir parayı emanet almak gerçek bir dürüstlük sınavıdır.” Diye başlıyordu ve hedefi bendim sanki. Her cümlenin sonunda bana bakıyor ve sözüne devam ediyordu.
“Hepiniz bir gün böyle sınavlar vereceksiniz. Buna şimdiden alışmalısınız. Bir arkadaşınızdan emanet kitap aldığınızda onu aynen iade etmelisiniz. Aksi takdirde arkadaşınızın güvenini kaybedersiniz. Anlaşılıyor ki emanet namustur.”
Diyor ve bana bir bakış atıyordu. Sanki bütün bunları beni korkutmak için söylüyordu. Korkmuştum da. Artık kalçaları gözüm görmüyordu. Dehşetle O’nu dinliyordum. Kalçalarını hayal ederek asıldığımı anlamışta benden intikammı alıyordu. Sanki farketmişti ama bu olanaksızdı elbette. Bana emanet verdiği için kendi adıma sevinmeliydim ama öylede olmamıştı. Yapmadığım bir şeyden dolayı garip bir suçluluk duygusuna kapılmıştım. Ne yapılabileceği hakkında da bir fikrim yoktu gerçi. Belki de bunun sebebi tüm konuşmaları artık üstüme alınıyor olmamdı.
Garip bir oyun başlamıştı aramızda. Her konuşmasının arasında bana bıçak gibi keskin bir bakış atıp devam ediyordu. Kalçalar tarihe karışmıştı. Olduğum yerde sinerek dinliyor attığı bakışlara karşılık dürüst bir çoçukmuş gibi durmaya çalışıyordum ama olmuyordu. Kendimden şüphe etmeye başlamıştım. Bazen evde zarfı açıp paraya bakıyordum. Bana başka bir şey gibi görünüyordu. Kutsal emanetten çok bir bela. Bu cenabet parayla ilgili oyun yıl sonuna kadar sürdü. Okullar kapanınca da parayı geri verip kurtuldum. Ne kadarda rahatlamıştım. Ama öyle olmadı. Aradan bir hafta geçmemiştiki kapı çaldı ve okul önlüklü iki öğrenci duruyordu kapıda. Önlükleri olduğuna göre bunlar ikmale kalan öğrencilerdi.
“Evet” ne istiyorsunuz dedim.
“Bizi rehber hoca yolladı” dedi uzun boylu olanı.
“Ne istiyor.”
“Parayı istiyor. Sana emanet bir para varmış” dedi tekrar uzun boylusu. Kısa boylusu sadece salak salak bakıyordu.
“İyi ama ben o parayı geri verdim.”
Çoçuk hiç bir şey demedi. Bir süre bana baktı ve sonra dönerek gitti.
Canım sıkılmıştı, kendimi kötü hissetmiştim. Koca kalçanın derste söylediklerinin doğru olduğunu biliyordum ama doğruyu tarifleri çok çirkindi. Bizleri sürekli olarak potansiyel suçlu gibi görüyorlardı. Gene de kalçaları güzeldi ve asılmaya değerdi. Eğitim serisi-3
Altan
Öyküler Siirler John Fante Bukowski Dostoyevski Çehov Anasayfa