Tayfunun güncesi-2

 
Simitçi abla her zaman ki gibi tam yerinde. Çatallı sesiyle her daim sıcak ve çıtır yetim doyuranlarını satıyor. 
Meyve suları ve karper peynirleriyle beş dakika önce gazete kağıdıyla silinip parlatılan camekanlı simit arabasının içinden 
gülümsüyor. Hangi açlıkları bastıracaklar bugün. Belkide en sevap işleyen simitler bunlar. Sabahın köründe kocaman bir 
üniversite hastanesinin ana girişinde, hastaların ve hasta yakınlarının sinirini almak için bekliyor bu simitçiler. 
 
Kocaman kapıdan girip aşşağı doğru süzülüyorum. Hat boyunca halinize şükrediyorsunuz. Kolsuz bacaksız beyin özürlü 
spastik vakalar. İnanılmaz bir geçit töreni var. Duygu sellerinin tavan yaptığı çaresizliğin dip yaptığı anları ciğerinizde 
hissediyorsunuz.  
 
Onkolojinin önünden geçerken bayılma vaktidir artık. O an için nefes alıp vermek yeterlidir sizin için. Yarın allah kerimdir. 
Ana tema şudur. Bencilcedir aslında. O insanların yerine kendinizi koyarsınız. Üzülürsünüz. Onlar kadar sakata 
gelmediğiniz içinde sevinirsiniz. 
 
Etrafta uçuşan beyaz önlüklüleri görüp kıskanırım. Harcanmışlığım aklıma gelir sinirlenirim. Anne babalarının sonuna kadar 
destekledikleri bu gencecik çocuklarıyla ne kadar gurur duyduklarını düşünerek onlar adına bende mutlu olurum. 
Belki bende aceyle çitilenmiş o önlük içinde olabilirdim diye hayıflanırım. Artık çok geç olduğunuda bilirim. 
 
Ancak hasta olarak böyle bir çatı altında hizmet vermekteyim. Her bir tarafa bir umut için koşuşturan insanların 
arasından iç hastalıkları bölümüne adım atıyorum. Burada da durum farklı değil. Medet allah nidaları arasında yakışıklı 
hoş geldin diye karşılanıyorum. Seviyollar beni. Hiç bir zaman sevilmemiş bu adamın doktorlar tarafından sevilmesiyle 
onore oluyorum. O kadar yoğunlukta insanlarla boğuşurken beni seviyor olmaları hoşuma gidiyor. 
 
Bizden sağlamsın yakışıklı gayet iyisin. Tıkanan tıkanmış. Önemli olan başka bir taraflarının tıkanmamış olması. 
Bizimde amacımız bu zaten. Çok teşekkürler ederek, tuvaletin yolunu tutuyorum. Dört saatdir idrar sökmekdeyim. 
Bitmiyor. Koparıp atıyorum mesanemden. Binbir çeşit tahlillerde tamam. 
 
Bir ay sonrada yine ve yeniden ziftin peki karanlığında ki kocaman gürültülü emar makinası tüneline gireceğim. 
Beyinden çekiç darbeleri alacağım. Son kalan sabırlarımla tıbbi bağlantılarımı koparmamaya çalışıyorum. 
 
Daha kötü olmamak adına. 
 
Umudun bitmediği yerdeyim...     Tayfunun güncesi-3
 
 
 
 
Tayfun
 
 
 
 
Öyküler   Siirler  John Fante   Bukowski    Dostoyevski   Çehov  Anasayfa