Göt giller yayılıyor
Götismus halkını topladı. Yüksek kayanın üzerine tırmandı. Elini havaya kaldırdı. Herkes sustu. O söyledi, halk tekrarladı.
Kanımın son damlasına kadar ‘’göt giller’’ için çalışacağıma
Tüm benliğimle sahtekar olacağıma
Dostlarımı gözümü kırpmadan satacağıma
Düşmüşe bir tekme de ben atacağıma
Namusluları namussuzlaştıracağıma
Çoluğumu çoçuğumu kendim gibi kişiliksiz ve doyumsuz yetiştireceğime
Hayatım boyumca götlük yapacağıma
Şerefsizliğim ve namussuzluğum üzerine and içerim.
Götolog kahrından ölmek üzereydi. Göt giller uygarlığına isim babası olmak zaten onu bitirmişken, şimdide yazdığı ''Göt giller yemini'' ile dünya için başka bir kötülük daha yaptığını çok iyi biliyordu. Fakat elinden hiçbir şey gelmediğini de görüyordu. Halkın içinde çeşitli yandaş toplama faliyetlerinde bulunmuş fakat her defasında götismus’un kulağına gitmişti.
Bir toplumda her çeşit insan olabilirdi fakat hepsimi göt çıkardı? Defalarca bu soruyu kendine sorsa da cevap açık ve net idi. Evet bunlar göt gelmiş ve göt gideceklerdi. Ne yazık ki beyin yerine bok taşıyan bu insanlara istemese de yardım etmek zorunda kalmıştı.
- Evet Götolog. Ben Götismus olarak seni bu Götkent’ in fahri kurucusu ilan ediyorum.
- Teşekkür ederim göt soyundan gelme göt kralı Götismus.
- Şimdi ki görevin Götolog şudur ki; dağların, ovaların, ufuk çizgisinin arkaları ve yüksek kartal yuvalarının ardına nasıl varacağız. Oraların içine nasıl sıçacağız. Bunları çalışacaksın, buna kafa yoracaksın. Sen bunun için yaratıldın. Sen Götismus’a hizmet için varsın.
Halk hep birlikte bağırıyordu;
- Sen çok yaşa Götismus... Sen sahip Götismus... Sen var ol Götismus.
Götolog çok tırsmıştı. Çadırına doğru dersini çalışmaya giderken bile savaşçılar arkasında takipteydi. Gölgesi olmuşlardı. Her an göz hapsindeydi. Savaşçılar O na bakarken sinsi sinsi gülüp baltalarını bileyliyorlardı. Bu topraklarda hırsızlık yapmak su içmek gibi bir şeydi. Adam dövmek insan öldürmek şereflerin en büyüyüğdü. Tecavüz edenler en üst düzeyde ödüllendirilirdi. Bu toplumun içerisinde cezalandırılacak kimse olmadığından savaşçıların da canı sıkılıyordu. Bu yüzden tek gözü kör, sol bileği kesik götolog onlarda ateşte kızartılacak domuz hissi uyandırıyordu.
Ne yapmalıyım? Götismus’a nasıl bir plan vermeliyim? Götlüğü bir ilke olarak kabul eden bu adama nasıl götlüğü tüm dünyaya yaymasına adım attırmalıyım. İçini şüphe kaplamıştı. Ya başarılı olursam? Ya planlar tutarsa? Yok canım yok, olurmu öyle şey, ne namuslu ne şerefli insanlar var mutlaka bu hesaplar çürür gider. Fakat ben dört dörtlük plan yapmalıyım ki hayatta kala bileyim.
Çadırın içi zifiri karanlıktı. Küçük meşalesini yaktı. Düşünmeye başladı, kendine bir yığın sorular sordu; ‘’Ben göt olsam ne yapardım’’ Ben göt olsam götlüğü nasıl yayardım’’?
Havanın aydınlanmasına birkaç saat kalmıştı. Bir şeyler üretmeliydi. Yoksa neresinin kesilip kucağına atılacağını tahmin etmek bile istemezdi.
Uyuya kalmıştı. Çadırın perdesinin açılmasıyla irkildi. İki savaşçı üzerine çullanıp götoloğu dışarıya fırlattı.
Kabus bile bu kadar abartılı olamazdı. Korkudan altına yaptı götolog. Halk guruplar halinde sıralanmış, önlerinde Götismus bekliyordu. Sağında ve solunda hazır halde bekleyen iri, uzun savaşçılar dikilmişti.
- Söyle bakalım taaa şu ırak topraklara götlüğü nasıl yayacağız? dedi eliyle uzakları göstererek Götismus.
Etrafı ölüm sessizliği kaplamıştı. Dakikalar geçmesine rağmen götolog hiçbir fikir üretememişti.
- Cevap ver zavallı hilkat garibesi. Götlükten yoksun aptal namuslu doğru insan.
- Şeyyy aslında benn...Dün gece uyuya kalmışım...fakat…
Savaşçı baltasını havaya kaldırdığı gibi gotoloğun sağ ayak bileğine daldırdı.
Götolog tam anlayamadı ne olduğunu. Gözleri kararmaya başladı. Vücüdunun sağ tarafı aniden kısaldı. Aşağıya doğru bakmak isterken yere yığıldı. Gücünü toparladı doğruldu. Götismus’a doğru bakıp;
- Şerrreeeffsssiiizzz, diye bağırdı.
Götismus’un fırlattığı parça götoloğun kucağına düşmüştü. Götolog kendi ayağını eline almış seyrediyordu.
- Şeerreeeffsizzzz, diye bağırdı ve bayıldı.
Saatler geçmişti. Hava kararmış fakat kimse pozisyonunu bozmamıştı. Götolog gözlerini açtı. Ayağında dayanılmaz acılar vardı. Eliyle kontrol etti. Ateşte dağlandığını hissetti. Kan durmuş fakat beyni dönmüştü.
Halk ellerinde yanan meşalelerle bekliyordu. Götismus ile göz göze geldi götolog.
- Sen götlerin götü götsüzlerin götüsüüünn, diye bağırdı götolog.
Götismus sevinçten ayağa kalkarak zıplamaya başladı. Götolog ardı ardına nasıl götlüğün yayılacağını haykırıyordu.
Götlük yaymanın altın kuralları diye başladı anlatmaya götolog;
Aranızdan en adi en şerefsiz en karaktersiz en yalama beş kişi seçeceksiniz. Bu beş kişi etrafımızdaki beş topluluğa yayılacak. Mazlumu oynayacaklar bunlar. Zavallı gösterecekler kendilerini. İçeriye sızdıktan sonra onların inançlarına tapacaklar. Onlardan daha çok inandıklarını gösterecekler. Yönetimdeki kişilerin göt yalamacısı olacaklar. Onları devamlı pof poflayacaklar. En alttan başlayıp yukarıya doğru kademelerde görev alacaklar. Bitleri kıllandığında kendi altındakileri satın alacaklar. Satılmışlardan şerefsiz ve hain kadrosu oluşturulup tepeye oynayacaklar. Baştaki namuslu şerefli insanlara kulaktan kulağa bok atacaklar. En son noktaya gelindiğinde baştakilere halkın içinde iftira atılacak. İlk baştan ne kadar inançlı olduğunu gösterdiği halk bu göt yalayıcalarının söylediğine inanacak. Böylelikle cahil halk ve maaşa bağlanılan kişiliksiz hain kadrosuyla beraber üst kademeye yani o vazgeçilemeyen yirmilik vibratörlü koltuğa oturulacak. Sonra tüm kaynaklar yoksul insanlara patates, buğday ve kesilmiş odun olarak dağıtılıp sittim sene koltuktan inmeme garantilenecek.
İşte Götismus bu plan uygulandığında yaklaşık bir sene sonra o beş topluluk senin olacak. Sonra yirmibeş göt yalayıcısı uzaklara yayılacak, sonra ellibeş, sonra yüz yirmi beş. Böylelikle tüm dünyaya götlüğü yaymış olacaksın.
- Ey akıllı insan götolog. Daha sana ihtiyacım var. Daha kesilecek çok yerin var. Hem sen burada bekleyecek ve bu beş kişinin dönüşünü bekleyeceksin.
- Ey göt oğlu göt Götismus. Benim sana ihtiyacım yok, fakat elden ne gelir. Götlük dünyaya hükümdar olmuş. Sende bu savaşçılar bende bu sağlam bir bacak ve bir kol daha varken daha çoookk hesaplaşacağız seninle.
Götolog, çolak eli, kör gözü ve kesik bacağıyla topallayarak çadırına giderken götsüz bir dünyanın hayalini kuruyordu.
Oğuz
Öyküler Siirler John Fante Bukowski Dostoyevski Çehov Anasayfa