Mırnav ile Bobi

 

-     Alo

-     Ozz benim Altan

-     Naber

-     Var ya! Tam havlayacaktım telefona cevap verdin

-     Hala havlıyor musun

-     Evet!

-     Hah hah ha! Hadi ya!

-     Evet her gün havlıyorum. Bırakmadım hiç

-     İnsan içinde de yapıyor musun

-     Yok! Ama arasıra kendimi yakaladığım oldu.

-     Hah hah ha! Nerde

-     Birinde inşaat sahasında işçinin biriyle konuşurken yaptım ama farketmedi. Aslında çalışma saatlerinde de havlıyorum ama sessiz. İşin doğrusu eve gelince coşuyorum, özellikle banyoda kendime bakarken.

-     Yahu biz hiç değişmedikki. Eve gelince sen sensin işte.

-     Bir kere de metroya binerken yakaladım kendimi Ozz.

-     Duyan oldumu

-     Genç bir kız duydu sanırım, bana bakarak gülüyordu.

-     Hah hah haaa!

-     Ama bunlar yakaladıklarım Ozz, birde yakalayamadıklarımı düşünsene.

-     Doğru. Ben de kendi kendime sokaklarda konuşuyorum. Hem de sesli olarak. Kızıyorum, bir şeyler falan soruyorum, cevaplar veriyorum. Zaten biz deliyiz olmm. Derler ya “deliler en akıllardır” diye. Tabi deli deyince, eline direksiyon almış caddelerde gezenleri kastetmiyorum.

-     Bende bir şeyler düşünürken kaptırmış hayalimdeki şeyleri bizzat yaparken yakalıyorum kendimi. Zaten kendi kendine konuşmakta çok normal geliyor bana.

-     Kim bilir dışardan nasıl bakıyorlardır bize. İşçiler senin için “deli mimar işte” deyip geçiyordur.

-     Yahu bazı yakalayamadığım şeyler de oluyor. Hani hatırlar mısın, Türkiye’deyken Fikret’in evinde yaptığımı.

-     Yok hatırlamıyorum

-     Olmm, spor salonundan beş altı arkadaş oturuyoruz bu arada ev sahipleri olan bi adam geldi. Benide tanıştırırken iç mimar Altan Bey falan diye tanıttılar, ortamın entellektüel adamıyız ya!

-     Evet

-     Sonra bunlar sohbete falan daldıkları bir esnada, ben eşofmanımın sarkan ipini tutarak bi o bacağıma, bi diğer bacağıma vurarak APUA APUA! Diye bağırıyormuşum.

-     Hadi yaa! Hah haaa haah!

-     Adam şok olmuş halde beni seyrediyormuş. Fikret, Hakan’ı dürterek beni göstermiş. Ertesi gün bana anlattıklarında hiç şaşırmadım çünkü en tipik aksiyonlarımdan biriydi fakat gram hatırlamıyordum. Yani zerre kadar olsun hatırlayamadım. Adamı düşünsene o anda. Fikret’le Hakan “hadi biz senin manyak olduğunu biliyoruz, espriden de anlayan adamlarız ama herif şoka girdi resmen” dediler.

-     Herkese anlatmışlardır

-     Yıllarca anlattılar. Fena malzeme oldum.

-     Birinde de Mehmet abinin spor salonunda otururken oldu.

-     Hadi ya! Ne yaptın

-     Ben Mehmet abinin masasında oturuyordum, eşi Nihal ve yaşlı bir hemşirede karşımdaki ziyaretçi koltuklarında oturuyorlardı. Ortalık çok sessizdi, kimse konuşmuyordu, ben de elimdeki bir kartı inceliyordum sonra birden bire karta bir karete vuruşu yapıp BUUAAAA! Diye bağırdım.

-     Onlar ne yaptı.

-     Mehmet abinin eşi Nihal “Altan o ses sendenmi çıktı” diye sordu. Mehmet abi korkarak bana baktı, yaşlı hemşire de oralı olmadı.

-     Ha ha ha!

-     Ama hatırladığım en hit olay üniversitede, yüksek mastırdayken olmuştu. İç mimar olarak bir tek ben vardım gerilerinin hepsi iç mimarlığa heves salmış mimarlardı. Onlar üniversite sınavı ile girdiklerinden haliyle bize nazaran daha zongur ve sıradan tipler. Zaten hepside kızdı, tek erkek bendim.

-     Ne oldu peki

-     Hatılıyor musun, Arnold’un Predeytır diye bi filmi vardı.

-     Evet hatılıyorum, hani uzaydan gelen bir yaratıkla kapışıyordu.

-     O filimde ortalığı darmadağan ettikleri çok değişik bi silah vardı ve ateş aldığı zaman çok karizmatik bir ses çıkarıyordu. Ders devam ederken ben ormanda o yaratığı arıyordum ve elimde o silahla etrafı tarıyordum. O kadar kendimden geçmişim ki silahı tutmuş, ses efekti vererek etrafı tarar halde buldum kendimi. Daha doğrusu yanımda ki kızın sabit olarak bana baktığını hissedince döndüm bu dünyaya.

-     Hadi yaa! Haha ha!

-     Bizim iç mimaride kendi sınıf arkadaşlarımla olsam sorun yok zaten yarısı deliydi ve bana alışmıştı hepsi. Ama sıradan tiplere anlatmanın imkanı yok.

-     Altan ben de miyavlıyorum.

-     Ne! Nasıl miyavlıyor musun!!!

-     Evet miyavlıyorum... Bu kedi beni bu hale getirdi

-     Nasıl yani, nasıl miyavlıyorsun

-     Mesela arabayı çalıştırcam, arabada bi sorun çıkıyor MAAOOOV! Diye bağırıyorum.

-     HAAA HAHAAA HAA!!!... Ayy! Oyy! Huuu haa haa ha! Ayy! Öldüm Ozz! Peki, peki daha önce niye söylemedin illaki benim havlamamı anlatmammı gerekiyordu. Ne zaman başladın ilk olarak.

-     Üç dört ay oluyor. Bazen kediyle falan konuşurken miyavlıyorum. Maooov diye karşıklı bağırışıyoruz.

-     Ha haha ha! Çok iyi! İşte bu çok iyi, yalnız olmadığıma sevindim.

-     Altan bu kedi çok namussuz, çok şerefsiz bir hayvan. Resmen bizi kendi keyfine göre kullanıyor. Bi insan gibi konuşmadığı kaldı, ben artık resmen konuşuyorum onunla. Bana cevap veriyor maooov diye.

-     Biz iyice uçtuk artık Ozz

-     Evde kendi kendime miyavlıyorum sürekli. Bana çok normal geliyor

-     Benim uluduğum da oluyor

-     Zaten hep manyaktık artık bunu halk önünde yapmaktan da çekinmiyoruz.

-     Düşünsene bi, bir gün karşı karşıya geldiğimizde bir an birbirimize bakıyormuşuz ve sen aniden gerilip maooov diye bağırıp kaçmaya başlıyormuşsun bende hav hav diye bağırarak peşinden koşuyormuşum.

-     Ha haha ha!

-     Düşünsene farkına varmadan neler yapıyoruzdur daha.

-     Ben zaten yolda giderken tamamen kopuyorum. Konuşuyorum, kızıyorum, kendi kendime söylediklerimi onaylıyorum

-     ..............

-     ..............

 

 

Altan

 

 

Öyküler   Siirler  John Fante   Bukowski    Dostoyevski   Çehov  Anasayfa