Hiç kazanamayacağımız bir savaşa imza attık
Karşımızda demirden kaleler varken
Zayıf tahtadan kılıçlarla
Hücuma geçtik
Herkes güldü bizlere
Kendimizi kahraman
Kılıçlarımızı da ateş topu olarak gördük
Her saldırı da alay etti
Demirden kalenin
Zırhlı dev askerleri
Nefesleri bile yetti
Bizi kağıt gibi uçuşturmaya
Her nedense yılmadan saldırdık
Tüm insanlığın kahkaları arasında
Eğlencesi olduk demir kalenin
Varlığımız maskota dönüştü
Şarkılar yazıldı lakaplar takıldı
Ne duyduk tüm bunları
Ne de anladık işin gerçeğini
Gözlerimiz açıldığında
Tahta kılıçlarımıza baktık
Ve
Gözyaşlarına boğulduk
Hiç kazanamayacağımız bir savaşa
Girmiştik
Hep genç kalsaydık
Gene anlayamazdık bunu
Yaşlılığın ilk adımları fısıldadı
Kulağımıza gerçekleri
Biz
Don Kişot olmuştuk
Yirmibirinci yüzyılın ilk çeyreğinde
Gözyaşlarına boğulduk
Bomboş ellerimize bakarak
Hıçkırıklara boğulmuşken
Bakmaya utandık
Birbirimize
Hiç kazanamayacağımız bir savaşın
İçindeyken
Hiç aklımıza bile gelmemişti
Kaybedeceğimiz
Sanki
Tahta kılıçlarımızla yaracaktık
Demirden kaleleri
Zırhlı askerler bile
Saygı duymuştu en sonunda
Kahkalar devam ederken
Onlar göz kırptı bizlere
Boş savaş meydanına baktık
Ne yapmalıyız diye düşündük
Gözyaşlarımızı silerek
Diğerleri gibi basit yaşamlara daldık
Bu kadar mı
Bu kadar mıydı
Diye söylendik kendi kendimize
Bizler
Hiç kazanamayacağımız bir savaşa girmiştik
Sırf
Diğerlerinin küçük dünyası
Büyük acılar verdiği için bizlere
Uyandığımızda ise
Gördük ucuz kahramanlara
Dönüşmüş olduğumuzu
Bizler
Tahta kılıçlı süvariler
Görüyoruz artık kendimizi
Her şeyi ve herkesi
Ama çok geç
Her şey için çok geç
Kabullenmeliyiz
Sıradanlığı
Ve devam etmeliyiz
Diğerleri gibi
Çünkü
Biz kaybettik
Altan
