Seyrediyorum Kendimi
Aniden
Bir titreme sarıyor bedenimi
Ardından
Dalga dalga yayılıyor
Büyük acılar vererek
Kendi kendime
Ne yaptığımı soruyorum
Ama
Cevap yok
Bir taraftan
Devam ediyor iş
Doksan kiloluk bir et
Ve
Kemik yığını
Taşıyorum
Önüne geçemediğim
Bir uysallaşma
Bir ölülük hali
Kaplamış
Bile
Her yerimi
Küçük küçük yapraklar
Düşüyor üzerime
Dökemiyorum onları
Başımdan ve omuzlarımdan
Kaderlerine ortağım
Toprakta çürüyeceğiz
Yazık
Bedenim henüz
Canlıyken
Bu
Bana ağır geliyor
Kara büyü
Diğerleriyle bir arada olmamdan
Gücünü alıyor
İçimde kopan fırtına
Dilimde
Fısıltıya dönüşünce anladım
Acı olan
Gözlerimde
Şimşeklerin ışığıda
Yok artık
Ve işte
Böyle bir durumda
Seyrediyorum
Ben kendimi
Kıyafetimi
Rüzgarla uçusan kravatımı
Siyah parlak ayakkabılarımı
İfadesiz yüzümü
Seyrediyorum
Sokaklardaki vitrin camlarında
Sadece
Cansız adımlarımın
Ayak sesi
Geliyor kulağıma
Kadınlarla konuşurken
Alışverişte metroda
Hatta sinemada
Bile
Kendimi seyrediyorum
En çokta işyerinde
Masa başında
Katalogları karıştırırken
Müşterilerle
Ve
Mesai arkadaşlarımla
Anlaşmaya çalışırken
Aniden gelen sancı
Genelde işte
Yakalıyor beni
Çünkü
Sam amcanın köpekleri
Isırıyor paçalarımdan
Usulca
Hoşt diyorum
Ve
Gene seyrediyorum kendimi
Bir değişiklik görüyorum sonra
Ben
Evet evet
Sinirleniyorum
Ve
Tanıdık bir gülümseme
Görüyorum
Yüzümde
Altan
Öyküler Siirler John Fante Bukowski Dostoyevski Çehov Anasayfa