Yazarların Yok Etmek İstediği 10 Kitap: Ölmeden Önce Pişman Oldukları Eserler


Bir kitabın yayımlanması çoğu zaman bir yazarın hayalidir. Ancak edebiyat tarihi, yazdıkları eserlerden memnun olmayan, hatta onları yok etmek isteyen yazarlarla doludur. Bazıları kusurlu buldukları metinlerinin unutulmasını isterken, bazıları ölümünden sonra yayımlanmamış eserlerinin tamamen yakılmasını talep etmiştir.

İşin ironik tarafı ise şudur: Edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden bazıları bugün elimizdeyse, bunun nedeni yazarlarının vasiyetlerine uyulmamasıdır.

İşte yazarlarının gözden çıkardığı, ancak okurların ve yayıncıların kurtardığı eserlerden bazıları...

1. Franz Kafka – Dava, Şato ve Amerika



Edebiyat tarihinin en meşhur vasiyetlerinden biri Franz Kafka'ya aittir.
Kafka, yakın dostu Max Brod'a ölümünden sonra bütün el yazmalarını yakmasını söyledi. Tamamlanmamış romanları Dava, Şato ve Amerika da bu metinler arasındaydı.
Brod bu isteğe uymadı.
Bugün Kafka'nın dünya edebiyatındaki yerini belirleyen eserlerin büyük bölümü bu karar sayesinde günümüze ulaşmıştır.
Belki de edebiyat tarihinin en verimli "vasiyete itaatsizlik" örneğidir.

2. Nikolay Gogol – Ölü Canlar'ın İkinci Cildi

Nikolay Gogol – Ölü Canlar


Rus edebiyatının büyük isimlerinden Gogol, Ölü Canlar romanını üç cilt olarak tasarlamıştı.
Ancak yaşamının son dönemlerinde ağır bir ruhsal bunalım yaşadı. Dini kaygılar ve vicdan azabı içinde ikinci cildin büyük bölümünü şömineye atarak yaktı.
Bugün elimizde yalnızca bazı parçalar bulunmaktadır.
Edebiyat tarihinin en büyük kayıplarından biri olarak kabul edilir.

3. Virgil – Aeneis
Virgil – Aeneis


Antik Roma şairi Virgil, ölüm döşeğinde Aeneis destanının tamamlanmadığını düşünüyordu.
Bu nedenle eserin yakılmasını istedi.
Ancak Roma İmparatoru Augustus buna izin vermedi.
Sonuç olarak eser korundu ve bugün Batı edebiyatının temel taşlarından biri kabul ediliyor.

4. Vladimir Nabokov – Laura'nın Aslı
Vladimir Nabokov kitapları


Lolita ile tanınan Nabokov, tamamlayamadığı The Original of Laura adlı romanının ölümünden sonra imha edilmesini istedi.
Oğlu Dmitri Nabokov yıllarca bu kararla mücadele etti.
Sonunda roman yayımlandı.
Bugün hâlâ "Yayımlanmalı mıydı?" sorusu tartışılmaktadır.

5. Emily Dickinson – Şiir Defterleri
Emily Dickinson – Şiir Defterleri


Emily Dickinson yaşamı boyunca çok az şiir yayımladı.
Ölümünden sonra bulunan yüzlerce şiirin büyük kısmı kamuoyu için hazırlanmamıştı.
Her ne kadar açık bir imha vasiyeti bırakmamış olsa da, eserlerinin özel kalmasını istediğine dair yorumlar yapılır.
Bugün Amerikan şiirinin en önemli isimlerinden biri kabul edilmektedir.

6. Philip Larkin – Günlükleri

Ünlü İngiliz şair Philip Larkin günlüklerinin yok edilmesini istemişti.
Bazıları gerçekten imha edildi.
Ancak geride kalan parçalar yazarın iç dünyasına ışık tutmaya devam ediyor.

7. Sylvia Plath – Kayıp Günlükler
Sylvia Plath – Kayıp Günlükler


Sylvia Plath'ın bazı günlükleri eşi Ted Hughes tarafından yok edildi.
Bu kararın amacı Plath'ın çocuklarını korumaktı.
Ancak bu durum edebiyat tarihçileri arasında hâlâ tartışma konusudur.
8. Ernest Hemingway – İlk Taslaklar ve Kayıp Metinler
Hemingway birçok erken dönem çalışmasını değersiz buluyordu.
Bazı taslakları kendi isteğiyle yok etti.
Bugün araştırmacılar bu metinlerin kaybının modern edebiyat açısından önemli bir boşluk yarattığını düşünüyor.

9. Nikolai Gogol ve Kafka'nın Ortak Korkusu

Gogol ile Kafka arasında ilginç bir benzerlik vardır.
İkisi de eserlerinin yeterince iyi olmadığını düşünüyordu.
Ancak okurların gözünde bu eserler dünya edebiyatının zirvesine yerleşti.
Bu durum sanatçının kendisiyle okurun değerlendirmesi arasındaki farkı gösterir.

10. Fernando Pessoa'nın Sandığı

Pessoa eserlerini yok etmek istemedi ancak yaşamı boyunca yayımlamaya yanaşmadı.
Ölümünden sonra bulunan binlerce sayfa not, şiir ve taslak onun gerçek büyüklüğünü ortaya çıkardı.
Eğer bu belgeler kaybolsaydı, bugün Pessoa'yı çok daha sınırlı bir yazar olarak tanıyor olabilirdik.

Sonuç: Büyük Eserler Bazen Yazarlarına Rağmen Hayatta Kalır
Bir eserin değeri her zaman yazarı tarafından doğru şekilde ölçülemeyebilir. Kafka'nın yakılmasını istediği romanlar, Virgil'in eksik bulduğu destan veya Gogol'un şömineye attığı sayfalar bunun en açık örnekleridir.
Belki de bu hikâyelerin bize anlattığı en önemli şey şudur: Sanatçı eserinin ilk okurudur ama son hakemi değildir. Bazen bir kitabın gerçek değeri, onu yazan kişinin göremediği bir gelecekte ortaya çıkar.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dostoyevski Bugün Yaşasaydı Hangi Soruları Sorardı?