Arthur Schopenhauer, felsefe tarihine damgasını vuran bir o kadar da tartışılan bir isimdir. 1851 senesinde “Kadınlar Üzerine” isimli bir deneme yayınlamış ve o günden sonra tartışmaların da odağı haline gelmiştir. Hatta döneminin misojin filozofu olarak anılmasının nedeni de tam olarak bu denemedir. Metinde kadınları adalet duygusu ve akıl yürütme açısından erkeklerden daha aşağı gören bir tutum sergilemiştir. Hatta daha da ileri giderek “büyümüş çocuklar” olarak tabir etmiştir.
Denemesinde dile getirdiği düşünceler Arthur Schopenhauer’in birçok tartışmanın da merkezinde yer almıştır. Fakat bu görüşlerin arkasında yatan nedenler sadece felsefi düşünceler değil. Aynı zamanda kişisel nedenlere de dayandırılabilir. Annesi Johanne Schopenhauer ile yaşanan gergin aile ilişkileri yanında aşk hayatındaki sorunlar Arthur Schopenhauer’i bu şekilde düşünmeye itmiştir. Bunların yanında toplumda hakim olan cinsiyetçi normlar da ele alındığında bu düşüncelerin ortaya çıkışı üzerinde etkili olduğu söylenebilir.
Schopenhauer Kimdir?
Arthur Schopenhauer kimdir, 1788 tarihinde Danzig’de dünyaya gelmiş bir Alman filozoftur. 1860 senesinde hayatını Frankfurt’ta hayatını kaybetmiştir. Schopenhauer ilk dönemlerinde Kant’ın düşüncelerinden beslenmiş fakat sonrasında kendine farklı bir yol çizmiştir. Kendisi felsefe tarihinde “irade felsefesi” kurucusu olarak bilinmektedir. Arthur Schopenhauer hem kişiliği düşüncelerinin karamsarlığıyla da tanınan bir filozoftur. Genel olarak hakkında şunlar söylenebilir:
· Çok genç yaşında Avrupa’yı dolaşarak Göttingen ve Berlin üniversitelerinde felsefe dalında eğitimler almıştır. Platon ve Kant etkisinde kalmış ve şekillenmiştir. Hatta Hint Felsefesini ve Budizm’i de yakından incelemiştir.
· İstenç ve Tasarım Olarak Dünya başyapıtı kabul edilir. Bu eser 1818 senesinde yayınlanmıştır ve kariyerinin tam merkezinde yer alır. Evrenin temelinde doyumsuz akıldışı bir iradenin olduğunu savunarak son derece kötümser bir felsefi düşünceler sunmuştur.
· Berlin Üniversitesi’nde okulun yıldızı kabul edilen Hegel ile aynı saatlere ders koydurmuş fakat öğrencilerin ilgisini çekememiştir. Bu da akademik dünyaya kırgınlık beslemesine neden olmuştur.
· Hayatı boyunca evlenmeyen ünlü filozofun bir çocuğu da olmamıştır. Hayatının da büyük bir kısmını yalnız başına geçirmiştir. 1851 senesinde Parerga Und Paralipomena isimli bir koleksiyon yayınlamıştır. Bu da geniş okur kitlesine ulaşmasını sağlamıştır.
Kadınlar Hakkında Söyledikleri Nelerdi?
Schopenhauer kadınlar hakkında söyledikleri ile büyük yankı uyandıran ve uzun zamandır gündemde kalan bir isim olmuştur. Kadılara dair görüşlerini en sert şekilde Kadınlar Üzerine isimli denemesinde dile getirmiştir. Bu etkisi yüksek kısa yazıyı yazdığında kadınları birçok yönden erkeklerden daha alt konumda görmüştür. Arthur Schopenhauer kadınlar üzerinde düşünceleri şunlardır:
· Kadınların soyu düşünme ve mantıksal muhakeme becerisinden yoksun olduğunu söylemiştir. Bunun da doğal bir eksiklik olduğu vurgusunu yapmıştır.
· Adalet duygusundan uzak olduklarını iddia etmiştir. Erkekler kadar bu duyguya bağlı olmadıklarını savunmuştur. Hatta buna dayanarak hukuki ve toplumsal konularda kadınların erkeklerin sahip olduğu haklara sahip olmaması gerektiğini de dile getirmiştir.
· Kadınları erkekler arasında ara aşama olarak tanımlayan filozof onlara büyümüş çocuklar benzetmesi yapmıştır.
· Kadın güzelliğinin cinsel içgüdünün insan gözünü kör etmesi olarak tanımlamış ve kadın bedeninin erkek bedeninden estetik olarak daha üstün olmadığı düşüncesini de dile getirmiştir.
· Avrupa’da ki tek eşlilik kavramını eleştirmiş ve çok eşliliği savunarak kadın ve erkek ilişkisinde daha doğal olduğunu vurgulamıştır.
Bu Düşüncelerin Ortaya Çıktığı Tarihsel Dönem
Arthur Schopenhauer düşüncelerini sadece kadınlara yönelik kişisel bir düşünce olarak ele almak yanlış olur. Bir değerlendirme yaparken dönemin koşullarını da dikkate almak gerekiyor. 19.yüzyıl Avrupası’nın toplumsal, entelektüel ve hukuki yapısını dikkate aldığımızda aslında bu dönemde kadınları ikinci planda gören bir sistemin hakim olduğu söylenebilir. Filozof söylemleri dönemin genel zihniyeti ile birçok yönden paralel bir çizgi taşır.
19.yüzyıl Almanya’sında yaşayan kadınlar birçok açıdan hukuki eşitsizliğe maruz kalıyordu. Mülk edinme, eğitim hakkı ve oy kullanma gibi hakları ellerinde bulunduramıyorlardı. Bunların yanında dönemin burjuva toplumlarında kadınlara daha çok ev ile ilgili roller biçilmişti. Erkekler kamusal alanda kendilerini öne çıkarken kadınların akıl ve mantık yürütmesi hoş karşılanmıyordu aynı zamanda
Schopenhauer Neden Bu Kadar Sert Eleştiriliyor?
Schopenhauer birçok yönden çok sert eleştiriler alan bir filozoftur. Görüşleri arasında kadınlara dair olan izlenimleri hem kendi döneminde hem de günümüzde eleştiriler almıştır. Fakat günümüzde çok daha keskin bir şekilde eleştirilen filozoflardandır. Bunun temel nedeni ise söylediği her düşünceyi dünyanın gerçeği olarak sunmaya çalışmasıdır. Özellikle 20.yüzyıldan sonra ünlü filozof patriyarkal düşüncenin felsefi alanda meşrulaştırıcısı olarak görülmüştür.
Nietzsche ve Diğer Filozofların Yaklaşımı
Arthur Schopenhauer kadınlar hakkındaki düşünceleri incelendiğinde ve dönemin koşullarına bakıldığında aslında bu görüşlerin çok da boşlukta olmadığı söylenebilir. Kendisinden önce ve sonra birçok filozof bu konuda çok çeşitli tavırlar sergilemiştir. Bazı filozoflar destekleyici bazıları ise tamamen farklı bir yönde düşünceler öne sürmüştür. Arthur Schopenhauer düşüncelerini destekleyen ve karşısında duran filozoflar için şunlar söylenebilir:
· Nietzsche: Gençliğinde Schopenhauer’in öğrencisi olan Nietzsche ilk zamanlarda ondan çok etkilendi. Fakat tarzı daha da farklıydı. O kadını aşağı görmekten çok kadın ve erkeğin farkının birbirine indirgenmemesi gerektiğini savunan bir filozoftu.
· John Stuart Mill: Tamamen karşı kutumda yer alan bir filozoftur. Kadınların Köleliği isimli bir kitap yayınlamış ve çok farklı yönde bir düşünce savunmuştur.
· Kant ve Rousseau: ayrımcı bir tavı sergilemiş olsalar da diğerleri kadar sert bir tutumda göstermemişlerdir. Her ikisi de kadını daha çok duygusal alana ait varlıklar olarak görmüşlerdir.
· Simone de Beauvoir: 20.yüzyılda İkinci Cinsiyet kitabını yazmış ve Schopenhauer gibi birçok filozofun düşüncelerini hedef alan düşünceler paylaşmıştır. Ona göre bir kadın doğulmaz aksine bir kadın olunur düşüncesi önemlidir.
Feminist Eleştiriler
Arthur Schopenhauer kadınlar hakkındaki düşünceleri nedeniyle ciddi eleştiriler almıştır. Feminist düşünce sisteminin de en çok eleştirilen hatta düşmanlık beslenen isimlerinden biridir. Feminist felsefeciler çoğunlukla kadınların akıl yürütme konusunda doğal eksik görülmesine karşı çıkmıştır. Bunun yalnızca dönemin kadınlara bakış açısından kaynaklandığını savunmuştur. Hatta bazı feminist akademisyenler de Schopenhauer’in metinlerinin kadınları sosyal yaşamdan uzaklaştıran meşrulaştırıcı metin olarak görmüştür.
Günümüzde Schopenhauer Nasıl Değerlendiriliyor?
Aradan geçen yüzyıllar dünya üzerinde kadına olan bakışı birçok yönden değiştirmiştir. Kadınların yaşadığı sorunlar, toplumdaki erkek üstünlüğünün devam ettirme çabaları her ne kadar kadınlara zorluklar çıkarsa da kadın toplum gözünde daha farklı şekillerde algılanıyor. Bu açıdan bakıldığında günümüzde Schopenhauer düşünceleri büyük ölçüde reddediliyor. Fakat bu durum düşüncelerinin ciddiye alınmadığını da göstermiyor.
Birçok akademisyen hala Arthur Schopenhauer tarafından kaleme alınan irade felsefesi eserini değerli görüyor. Bunların yanında artık eserleri savunulmaktan çok eleştirilmesi gereken bir vaka olarak değerlendiriliyor.
Bu Görüşler Eserlerini Nasıl Etkiledi?
Arthur Schopenhauer düşünceleri filozofun eserlerine de yansımıştır. Yani kadınlara yönelik olan düşünceleri sadece tek bir eserle son bulmamıştır. Estetikten aile ve aşk ilişkilerine kadar birçok konuda etkisini devam ettirmiştir. Çağdaş birçok akademisyen Schopenhauer’in kadınlar üzerine olan düşüncelerinin hem tutarsız hem de ön yargılı olduğunu düşünür.
Sık Sorulan Sorular
Schopenhauer gerçekten kadın düşmanı mıydı? Yoksa döneme dair yaklaşım mıydı?
Tek bir açıdan cevap vermek mümkün olmaz. Her ikisinin de birbirini desteklediği söylenebilir. Toplumun da bu düşüncelerin şekillenmesinde büyük etkisi bulunuyordu.
Kadınlar Üzerine metin hala okunmaya değer bir deneme mi?
Evet okunabilir. Fakat doğru bir yaklaşımla okunması uygundur. Savunmak adına değil de daha çok cinsiyetçi bir düşüncenin nasıl felsefi gösterilebileceğini anlamak için okunabilir.
Annesi ile yaşadığı sorunlar kadınlara olan bakışını etkiledi mi?
Birçok akademisyen ve araştırması düşünceleri ile annesiyle olan ilişkisi arasında önemli bir bağ olduğunu düşünmektedir.
Filozofun felsefesini kadınlarla olan ilişkisinden ayrı mı değerlendirmek gerekiyor?
İrade felsefesi ve estetik teorisine yaptığı katkılar hala günümüz akademisyenleri tarafından kabul edilebilirken kadınlar hakkında ki düşünceleri eleştirilebilecek bir alan olarak görülmektedir.
.jpg)
0 Yorumlar